KARDEŞLER LOKANTASI- KEMERBURGAZ

Son yıllarda İstanbul'un en popüler lokantalarının başında Kemerburgaz'daki Kardeşler geliyor. Esnaf lokantaları geleneğini devam ettiren lokantada özellikle öğlen 12.00-13.00 arasında yer bulmanız çok zor. Sloganı bile güzel "Burada sınıf farkı yok"... gerçekten de uzun masalarda her sınıftan insan yer bulduğunda yan yana yemek yiyor. Servisi çok hızlı ve garsonlar güler yüzlü. Ben 2-3 sefer gittikten sonra en objektif değerlendirmeyi yapabileceğimi düşündüm. Esnaf lokantası olmasından dolayı değerlendirmeye sulu yemeklerle başlayalım. Buranın en meşhur yemeği kimilerine göre döner kimilerine göre kurufasulye. Fasulye bana göre de çok iyi ama diğer sefer denediğim nohudu da en az onun kadar beğendim. 



Çorba ile başlamak isterseniz çeşit çok ama ben kelle paça tavsiye ederim. Sakatat ile işim olmaz diyenlere ise tavuk suyu çorba öneriyorum. İçinde bol et ve lezzet mükemmel. Bulursanız yani aslında kalmışsa kaçırmamanız gereken lezzet bence fırın makarna. Her ne kadar üstat Milör lapa gibi bulsa da ben her defasında beğenerek yedim. Kuru ve nohudun en önemli yancısı pirinç pilavı da standardın üstünde. Sulu yemekler her gün değişebiliyor ama Çiftlik Kebabı ve İzmir Köfte tercih edebilirsiniz. Ciğer Sarma denemedin henüz ama gözüm kalmadı değil. Arnavut ciğeri 
ise yumuşak ve lezzetli. Buranın en önemli ve en çabuk tükenen yemeklerinden birisi de yaprak dolması. 


Gelelim dönere; Bence İstanbul'da benim klasik ilk 3 sırayı zorlayan (Asım Usta- Bayramoğlu-Şahin Usta) tek yer Kardeşler Lokantası. Tamamen dana etinden yapılan ve marinasyonu çok özel olan döner gerçekten enfes. Döneri isterseniz sade, isterseniz pilav üstü yiyebilirsiniz ama ben ne zaman döner için gitsem tercihim "Kamyoncu Usülü" yemek oluyor. Ne demek? diye soranlara açıklayayım. Aslında basit: Pilav üstü kurufasulye üstüne porsiyon döner... Bir kere deneyin çok beğeneceksiniz. Hem döner mi yesem? Kuru mu yesem? diye tercih yapmak zorunda kalmazsınız. Döner için bile gidilir buraya. 


Yemekten sonra tatlı için yeriniz kaldıysa üç çeşit tatlı sizi bekliyor olacak. Keşkül sevenler (Ben sevmem) buranın keşkülünün üstüne olmadığını bana söylediler. Sütlaç harika tavsiye ederim Kemalpaşa ise şerbeti kıvamında ve lezzetli. Bütün tatlılar üzerinde bolca fındık ile servis ediliyor. 



Fiyatlar mahalle arası esnaf lokantası gibi değil biraz üstünde ama çok da pahalı değil. Yemekten sonra vaktiniz varsa meydandaki tarihi kahvede bir Türk kahvesi içmenizi tavsiye ederim. 


KARAFAKİ RESTORAN- GÜMÜŞLÜK

Bodrum yazın tam bir karmaşaya bürünürken en sevdiğim nokta Gümüşlük. Burası fazla bozulmadan kalan nadir noktalardan birisi ve özellikle akşamları çok fazla alternatif sunuyor. Gümüşlük denince ilk akla gelen "Balıkçılar" oluyor haliyle. Biz son 2 sezonda da tatilimizin büyük kısmını orada geçirdiğimiz için artık tanımaya başladık. Sahilde yan yana olan restoranlar içinde g-favorim Karafaki Restoran. İki tane aynı isimde restoran var benim bahsettiğim çarşıya daha yakın olanı. Şefimiz Erhan burada adeta harikalar yaratıyor. Yazın gittiğimde kalabalık bir grupla fotoğraf çekme şansımız olmamıştı ama Nisan başında yaptığımız kaçamakta bu şansı yakaladık. Öncelikle konum olarak denize sıfır olan mekanda servis personelleri ve şefin sıcak bir ortam yaratması yüzünden zaten maça 1-0 önde başlıyorlar. 



Karafaki şefi Erhan çok küçük yaşta Ağrı'dan Gümüşlük'e çalışmak için gelmiş ve işin her kademesinde çalıştıktan sonra sıfırdan kendi restoranını açmayı başarmış. Bu işe gönül verdiğini hemen anlayabilirsiniz. Değişik lezzetler için kafa yoran, sürekli deneyen ve yenilik arayan şefimiz sonuçta sıkı bir müdavim kitlesi yaratmış. Hatta kışın bile mekan boş kalmıyor. Burada her balıkçıda olan klasik mezeleri bulabilirsiniz. Ama lezzet olarak denediğim hiçbirisi beni üzmedi. Karamelize soğanlı tam tekmil fava çok güzeldi. Patlıcan salatası ve ot mezeleri de standartın üstünde başarılı. masaya gelen zeytin o kadar lezzetli ki aman dikkat karnınızı zeytin ile doyurmayın.



Bizim için özel bir meze hazırlayan şef Erhan yılın sadece belli bölümünde bulunan Kürek Mantarı ile harikalar yaratmıştı. Dağdan toplanan kürek mantarı yabani kuşkonmaz ile birlikte inanılmaz bir lezzet olmuştu. Adeta et yer gibiydik. Bebek kalamarlar ise akşamın yıldızı olmayı başardılar. Kalamar ızgara da severim ama bu bebekler çok lezzetli oluyor. Yaz için depoya bayağı kaldırmış sezonda mutlaka isteyin. Yemeğin sonunda ise balık yemeye geldiğimiz için meze kısmını kısa tuttuk. Masaya gelen kaya koruklu salata içindeki malzemelerin tazeliği ile balığa kalmadan tükendi. Balık tezgahından seçtiğimiz 800 gr. civarında gelen Fangri ile son noktayı koyduk. Mercan familyasından olan Fangri ızgarada güzel pişmiş ve içi sulu kalmıştı. 



Gümüşlük'de sezon kalabalığından uzakta lezzetli mezeler ve balıkla denize sıfır konumda harika bir akşam geçirdik. Fiyatlar standart ortalamada. Servis güleryüzlü ve şefimiz becerikli; daha ne olsun?


KISMET LOKANTASI - BODRUM

Bodrum'a sezon dışında giderseniz yazın kalabalık yüzünden keyfini çıkaramadığınız pek çok şeyi rahatlıkla yapabiliyorsunuz. Nisan başında eşimle yaptığımız 2 günlük kaçamak bize çok iyi geldi. Uzun zamandır gitmek istediğim Kısmet Lokantasına da uğradık. Burası yazın tıklım tıklım olmasıyla ünlü ama sezon dışında da pek farkı yok inanın. Özellikle 12.00-13.00 arasında giderseniz masa bulmanız zor oluyor. Lokanta Konacık'ta ana yolun hemen kenarında İş Bankası ve QNB Bankın arkasında yer alıyor. Bahçesi ve rahat masalarıyla keyifli bir yer. Ama asıl keyif lezzetli yemekleri. Sulu yemekler, otlar ve zeytinyağlılar inanılmaz lezzetli. Biz 11.40 gibi orada olunca masa bulup oturduk. Ama oturmadan önce sıraya girerek siparişi yazdırmanız gerekiyor. Tezgahtakiler bu konuda size yardımcı olup yemekleri anlatıyorlar. 


Nisan başında gitmenin en güzel tarafı sıcak basmadan öğle yemeği yiyebilmek ve tabii ki otların fazlalığı. Benim için her zaman özel bir yere sahip olan Şevket-i Bostan burada kuzu değil dana etiyle hazırlanmıştı. Tadına bayıldık, bu otun sadece Ege'de olması bizim için şanssızlık. Sipariş verirken dikkatimizi çeken bir başka yemek de Turp Otlu patatesli graten oldu. Patatesli ve yumurtalı yemek gerçekten çok lezzetliydi. Otun uzmanı Ebru ise masaya oturmadan bir karışık ot tabağı hazırlattı. İçinde yok yok, hardal otu, fırınlanmış pancar, benim favorim cibes otu, karışık otlar, lor peynirli kazayağı ve adını unuttuğum otlar. 



Kullandıkları kaliteli zeytinyağı yüzünden yemekler hem hafif hem de lezzetli. Buranın spesyali ise lokum pilavı, sakın yemeden çıkmayın. İçinde özel yapım kesme var ve adı gibi yumuşacık ve lezzetli. Tencere yemeklerinden istediğinizi tercih edebilirsiniz. Benim gözüm ciğerde kaldı artık bir sonraki sefere. Ekmekleri de kendi imalatları ve ekşi maya ile yapılıyor. Masaya gelen yeşil acı biber bile çok güzel. Diğer masalara gelen lahmacunun da tadına bakmak istedik ve çok beğendik. Benim tercihim sulu yemek ama pide ve lahmacun da iyi bir alternatif olabilir. 


Yemek sonrası tatlı kısmına geçersek; Ege'nin en sevilen tatlısı Kalburabastı ilk seçenek olmalı. Hayatımda yediğim en iyi iki kalburabastıdan birisi. Diğeri de Ayvalık paşa Lokantasında. Çok hafif tadı yerinde bir kalburabastı iyi çay ile birlikte yemek sonrasında ilaç gibi geliyor. İsterseniz kabak tatlısı da tercih edebilirsiniz. Kısmet Lokantası yaz-kış Bodrum'da olanların tercih ettiği bir esnaf lokantası. Ama fiyatları diğer esnaf lokantalarının bir tık üstünde. Hak etmiyorlar mı? Bence ediyorlar. Kesinlikle tavsiye olunur...



MEŞHUR UNKAPANI PİLAVCISI - FATİH

Nohutlu pilav üstü tavuk milli yemeğimiz olmaya doğru gidiyor. Bu sokak lezzetini en iyi yapanların başında gelen Meşhur Unkapanı Pilavcısı seyyar araba ile başladığı macerasında dükkan açarak farklı bir boyut getirmiş. Her zaman olduğu gibi nam salınca taklitleri de türemiş ama İMÇ'deki dükkan dışında şubelerinin olmadığını hatırlatalım. Diğer seyyar pilavcılar gibi önceleri arabada ve geceleri satış yaparak başlamış. Ajda Pekkan'ın evinde parti verirken kapattığı araba bir şehir efsanesi mi bilinmez ama ilk yıllarında önünde geceleri 20-25 arabalık parklar oluşan ve uzun kuyruklarla dikkat çeken bir yer...


Pilav arabası artan ilgiyle gelen kazançla dükkana dönmüş. İyi de olmuş. Ben uzun bir aradan sonra ilk kez alakasız bir saatte 11.00 civarında gittim. Pilav sabahtan geldiği için demini almış ve kıvamındaydı. Pilavı bu kadar lezzetli yapan bence iki yer var. Birisi burası diğeri de Maslak'ta köprünün altında satış yapan araba. Pilav ve nohut çok lezzetliydi ve üzerine koydukları tavuk miktarına şapka çıkartmak gerekir. Üstelik tavuk eti yavan değil bayağı lezzetliydi. Benim tavuklu pilavda 1 numaram burası. Şubat 2018 itibarıyla tavuklu pilav ve kolaya 11 TL ödedim. 




ÖZKUKUL PİDE- GİRESUN

Giresun denince hemen akla gelen lezzet tabii ki pide. Burada balık ve haşlama üzerine de çok iyi restoranlar olmasına rağmen pide denince akan sular duruyor. Geçen sezon basketbol maçı için pek çok kez geldiğim Giresun'da bir türlü gidemediğim Kukul Pide'ye bu kez Fenerbahçe maçını anlatmak için gittiğimde uğrayabildim. Mekan havalimanı ile şehir merkezi arasında yolun solunda kalıyor. Ramada Otelin karşısında olarak da aklınızda tutabilirsiniz. Deniz kenarında önünde bir plaj ve yan tarafta koy olduğu için manzarası harika. Manzaraya bakarak pide yemek bir başka güzel oluyor...


Pideler arasında ayırım yapmak zor belki ama ben kapalı kıymalı içine de yumurta söyledim ve çok beğendim. Kıyma-soğan-baharat oranları mide yakmayacak gibi doğru ayarlanmış ve lezzeti harika. Bu bölgede her pidecide olduğu gibi hamuru ince ve hafif. Bu nedenle yedikten sonra kesinlikle şişkinlik yapmıyor. Teoman karışık-açık istedi ve onun da tadına baktım ve beğendim ama kapalı kıymalıyı geçemez. Alternatif olarak açık kıymalı-yumurtalı da yiyebilirsiniz. 


Biz ortaya bir peynirli yuvarlak söyledik ve onu da çok beğendik. Kullanılan peynir bölgeye özel ve tadı çok güzel. Burası bir aile işletmesi ve servis hem hızlı hem de güleryüzlü. Pidenin yanında salata ve turşu ikram ediliyor. yemek sonrası içilen çay ise Karadeniz'de olduğunuzu hissettiriyor. Fiyatlar gayet uygun ve porsiyonlar doyurucu. Pide için tavsiye edeceğim bir mekan. 




TUNALI VİTAMİN - ANKARA

Sokakta yemeyi seven bir insan için küçük büfeler adeta can cimidi gibidir. İstanbul'da çok sayıda meşhur sokak büfesinden birşeyler yemeyi çok severim. Artık o büfeleri de yazma vakti geldi galiba. Ama ilk olarak Ankara'dan başlayalım. Geçenlerde Ankara'ya maç için gittiğimde Tunalı'ya yakın bir yerde kaldık. Ertesi gün biraz vaktim olunca hava da güneşli iken Tunalı'da bir tur attım ve yıllar önce de uğradığım bir büfe olan Tunalı Vitamin'e geldim. Burası ufacık bir mekan ve önüne attıkları taburelerde servis yapıyorlar. Adından da anlaşılacağı gibi sıkma meyve suları hemen göze çarpıyor. Ben karışık istedim (Nar-Portakal-Elma-Havuç) Yemek için ise tercihim dilli kaşarlı tost oldu. 


Dilli Kaşarlının üstüne Rus Salatası ve turşu da ilave ettiler. Tost tam da olması gibiydi ve uzun süredir bu kadar lezzetlisini yememiştim. Sıkma karışık kokteyl ile iyi bir ara öğün oldu. Mekanda sosislinin de çok sattığını gördüm bir sonraki gidişimde deneyeceğim. Ayrıca kavurmasının da özel olduğunu öğrendim yani kavurmalı-kaşarlı tost da sıraya yazıldı. Mekan tertemiz servis hızlı ve fiyatlar hesaplı. Bir büfeden başka ne bekleyebilirsiniz.




Oİ MYLOİ - SAKIZ

Sakız adasının simgelerinden birisi de Chios merkezin biraz kuzeyinde deniz kenarındaki değirmenler. Akşam ışıklandırılan bu değirmenlerin hemen bitişiğinde yer alan Oi Myloi restoran da manzaranın tadını çıkartabileceğiniz bir mekan. Baştan söylemem gerek Sakız'da yemek yediğimiz 4 restoran içinde servis olarak en kötü burasıydı ama yemekler vasatın üstünde ve manzara mükemmeldi. Yani servisin her akşam öyle olmayabileceğini düşünüp bir kere daha denenebilir manzaranın hatırına. 



Bu manzarada ne yeseniz güzel gelir zaten ama yemeklere haksızlık yapmayalım çoğu lezzetliydi. Yemeğin başında her zamanki gibi Uzo yerine Spirou denen Yunan içkisini denemek istedik ama pek bize göre değildi. Her Yunan sofrasının vazgeçilmezi Greek Salad ile başladık. Aslında unutmamanızda fayda var; Yunan adalarında siparişleri verince hepsinin hemen hemen aynı anda masaya gelmesine hazırlıklı olun. Bunun için ya siparişi tek tek verin ya da işletmeyi uyarın. Kabak ve Patlıcan kızartmasını bu kadar lezzetli nasıl yaptıklarına her seferinde şaşırıyorum. 



Fava ve balık pastırması vasatın üstündeydi. Ama fava tam tekmil yani soğanlı olsun deyince anladıklarını sanmıyorum. Yunan adalarındaki masalarımızın favorisi ahtapot ızgara kararında sertlikte ve lezzetliydi. Ben ızgara ahtapotun canım ülkemde neden böyle yapılamadığı üzerine bir araştırma yapılmasını istiyorum. Karides ızgara ise yine tam kararında pişmiş ve lezzetliydi. Jumbo karideslerin bir porsiyonu 9 euro ve porsiyondaki miktarı fotoğrafta görüyorsunuz. Yanındaki limonlu sosla birlikte yerseniz tat farklı noktalara gidiyor haberiniz olsun.



Oi Myloi'de balık yemek isterseniz çeşitler çok ve taze ama biz balığa yer kalmadan doymuştuk. Ahtapottan iki porsiyon yediğimiz için olsa gerek. Unutmadan adada kendine özgü Chios Fresh Beer gayet lezzetli ama ben oldum olası Alpha birasını çok seviyorum. Özetle harika bir manzarada denize sıfır bir ortamda biraz aksaya servise rağmen bu restoranı tavsiye ederim. Fiyatlar diğer tavernalardan biraz daha fazla ama bu herhalde manzara parası... 


KEBAPİSTAN DÖNER - ERZİNCAN

ASpor'da anlattığım ZTK maçları sayesinde gitmediğim şehirleri ziyaret etme şansı buluyorum. Bu sezonun hemen başında Sinop'tan sonra yine hiç gitmediğim Erzincan'ı da görmüş oldum. İnanılmaz sıcak bir havada gittiğim için vaktimin büyük kısmını kapalı ve klimalı bir mekanda geçirmeme rağmen akşam uçağa gitmeden meşhur Erzincan dönerinin tadına bakmak için bize tavsiye edilen Kebapistan'ı bulduk. Şehir merkezinde büyükçe bir bahçesi olan mekanda dönerin yanında lahmacun,pide ve kebap çeşitleri de var ama dönerin yeri ayrı. 



Bu bölgenin dönerinin en büyük özelliği yaprak döner olması. Yani içinde kıyma olmuyor ve ince kesilen etler yaprak şeklinde üst üste diziliyor. Kesimi de ona göre farklı yapılıyor. Sahibi ile konuştuğumda dönerdeki etin yüzde 75 dana yüzde 25 kuzu etinden hazırlandığını ve kendilerine özgü bir marinasyonla geceden dizilip beklediğini söyledi. Doğu Anadolu'da etin kalitesi diğer bölgelere göre biraz daha önde olduğundan döner de çok lezzetli oluyor. Sipariş verince masaya önce yancılar teşrif etti. Salata, ezme, haydari ve soğan dörtlüsü ikram olarak veriliyor. Ayrıca açık ayran da ikramlar arasında.



Döner siparişini alırken pilavlı mı pilavsız mı olacağını soruyorlar. Biz az pilavlı tercih ettik. Ayrıca dönerin 1 porsiyonu 100 gram ve siparişi de gramla alıyorlar. 150 gram döner yukarıdaki fotoğrafta görülüyor. et çok lezzetli ve dana-kuzu karışımı tam kararında. Kuzu eti sevmeyenlerin tadını alabilmesi mümkün değil zaten. Kuru değil tam tersine yumuşak ama iyi pişmiş. Yağ oranında da benim damak tadıma yakın bir oran yakalamışlar. Bölgede yetişen hayvanların etlerinin lezzetli olması dönerdeki başarının bence temel sırrı. Restoranda sulu yemek çeşitleri ve kebabın her türlüsü de servis ediliyor. Ben döneri çok beğendim, yemek sonrasında kadayıf ile son noktayı koyabilirsiniz. Eylül 2017 fiyatı dönerin 100 gramı 25 TL.

 

HAŞLAMACI İLHAN - PİRAZİZ-GİRESUN

Son yıllarda maç anlatmak için en çok gittiğim yerlerin başında Giresun geliyor. Güzel doğası ve modern halkıyla her zaman konuksevere olan Giresun'da pide ve balık mükemmel. Ama farklı bir lezzet isteyenlere tavsiyem haşlama olacak. Yeni yapılan havalimanına yakın bir konumda olan Piraziz'de Haşlamacı İlhan işini severek yapan ilginç ve başarılı bir karakter. İlginç yanı İlhan beyin Albert Einstein'a ikiz kardeşi kadar fazla benzemesi. Ama bir haşlaması var ki izafiyet teorisi bile bu lezzeti açıklayamaz. Haşlama deyip geçmeyin yapımı çok meşakkatli. 


Dedik ya İlhan Usta işini severek ve büyük bir zevkle yapıyor. Anlatmasını ve paylaşmasını da seviyor. Haşlamanın bu kadar lezzetli olmasını beklemiyordum ama koca bir tabakta dana eti, patates, havuç ve kırmızı biber ancak bu kadar lezzetli olabilir. Suyunu ayrı tutmak gerek çünkü haşlamayı çorba gibi kaşık kaşık içerken bütün tatların içine geçtiği suyu en lezzetli tarafı. Bu suyun dağdan gelen bir kaynak suyu olması lezzeti arttırıyor. İnanın bir koca tabak haşlama yetmiyor ve bir porsiyon daha sipariş ediyorsunuz. 


Haşlamanın yanında taze domates ve biber ile soğan servis ediliyor. İsteyen bolca maydanoz ekleyerek yiyor. Mutfağa gittiğimizde işin sırlarından birisinin de kapya biberi olduğunu öğreniyoruz. Bolca biber suyun içine atılıyor. Ayrıca masada bulunan acı tohum biber de sevenler için gerçek bir lezzet patlaması yaratıyor. Restoranda sadece haşlama yapılmıyor kurufasulye, kadınbudu köfte ve kızartma gibi yemekler de menüde ama haşlama varken onlar kusura bakmasınlar. Özellikle soğuk kış günlerinde haşlama adeta ilaç gibi geliyor. yemek sonrasında ise fırın sütlaç ve kadayıf ile bu ziyafeti sonlandırabilirsiniz. 


İşini iyi yapan ve tek ürün üzerinde ihtisas yapan işletmeleri çok seviyorum. İlhan Usta hem lezzetli haşlaması hem de hoş sohbeti ile gelen misafirlerine 10 numara hizmet sunuyor. Tavsiyem gidin tadına bakın ve hasta Trabzonsporlu ustamız ile bir futbol sohbeti gerçekleştirin. 

AGYRA RESTAURANT - SAKIZ

Sakız adası uzun süredir gitmek istediğim bir yerdi. Geçen haftalarda Çeşme'den Sakız feribotuna kendi arabamızla binerek 2 gün için bu adaya gittik. Keşke 4-5 gün ayırsaydık diyerek döndük. Öncelikle Sakız ya da onların söylediği ismiyle Chios kesinlikle sıkılabileceğiniz bir ada değil. Ben daha önce gidip " Adada birşey yok 2 gün yeter" diyenlerin kurbanı oldum. Bunu söyleyenler muhtemelen feribotun yanaştığı Chios merkezde kalıp adayı keşfe çıkmamış ve şehir havasındaki merkezde yapacak şey bulamamış olanlardır. Adada kaldığımız oteli de herkese tavsiye ederim. Iloxenia Otel denize yakın ve bölge olarak da merkezi konumda. Sakız'da 2 akşam yemeği şansımız olduğundan iyice araştırma yaparak en iyi yerlere gitmek istedik. Megas Limionas bölgesindeki Agyra bizi fazlasıyla memnun etti. Burası hem Chios merkeze 10 dakika hem de otelimize 8 dakika mesafede deniz kenarında bir restoran. 


Deniz ile arasından yol geçiyor ama önemli değil. Çünkü hem samimi ortamı hem de yemekleri bir harika. Burada ilk kez denediğimiz bir uzodan bahsetmeden olmaz. Barbayani markasını zaten seviyorduk ama yeni ürünleri olan Aphrodithe uzosuna bayıldık. Bu siyah etiketli üç kez distile edilen uzo damak tadımıza çok uygun. Burada servis hızlı ve garsonlar "leb demeden leblebiyi anlayan" cinsten. Tavsiye üzerine gelen ıspanaklı köfteye bayıldık. Olmazsa olmaz Grek salata ve domates soğan salatası iyi, patates kızartması ve peynir kroket çok lezzetliydi. Izgara Mastelo peynire de bayıldık. 


Bu girişlerden sonra sıra en sevdiğimiz bölüm olan ara sıcaklara geldi. Izgara karides için söylenecek söz yok, fotoğrafı zaten her şeyi anlatıyor. Soslu karides o kadar lezzetliydi ki çekemeden bitti!! Yunanlılar Izgara Kalamarı biraz diri tutmayı tercih ediyor. Bizim damak tadımıza göre çiğ sayılabilecek kalamar için önceden uyarmak ve "iyi pişsin" demek gerekiyor. Yanında limon-zeytinyağı sosu ile servis edilen ızgara kalamar adanın en iyisiydi. Yunan topraklarındaki favorim ızgara ahtapotu istediğimde ise mekanın sahibinin annnesi mutfaktan gelerek "Bugün gelen ahtapotlar biraz sert, ızgarası güzel olmaz. İsterseniz soslu hazırlayalım" dedi ve kalbimizi fethetti. 


Buranın sahibi olan Yorgos tam bir Türk dostu ve işini çok iyi biliyor. Masalara uğrayarak sohbet ederek tek tek ilgileniyor. Tam bir futbol hastası olan Yorgos ile Türk futbolu üzerine uzun bir sohbet yaptık. Oğlu bir gün Fenerbahçe'de oynamak istiyormuş. Bu arada Cuma akşamları canlı müzik olan mekanda Yorgos'un oğlu da buzuki çalarak orkestraya eşlik ediyormuş. Yemeklere gelecek olursak soslu midyesi de kalburüstü bir lezzet gerçekten. Meze ve ara sıcak bombardımanından sonra balığa pek haliniz kaldığı söylenemez. Ama yan masaya gelen barbunlarda gözüm kalmadı desem yalan söylemiş olurum.


Yemekten sonra sakın tatlı siparişi vermeyin çünkü masanıza aşağıdaki bombalardan geliyor. Kadayıf içinde sakızlı dondurma mekanın ikramı... İnanılmaz derecede lezzetli. Biraz daha oturunca Yorgos bu ikramla yetinmeyerek Limoncello benzeri adını şimdi unuttuğum bir likör ikram etti ve ona da bayıldık. Sonuçta Megas Limionas bölgesinde limon meşhur. Cuma Cumartesi giderseniz canlı müzikle birlikte eğlenceli bir akşam geçirebilirsiniz. 


Fiyatlar makul ama Yunan adaları standartının çok az üstünde. Adam başı 25 euro civarında bir hesap ödüyorsunuz ama kalitesiyle buna değiyor. Sakız'a gidenlere mutlaka tavsiye ederim.