KABURGACI CAHİT - ADANA

Adana yemek yönünden öyle bir yer ki her defasında başka bir inanılmaz lezzet bulabilme şansınız oluyor. Mide Lobisi sağolsun bu keşif onların sayesinde oldu. Adana Lezzet Festivaline giden lobidaşlar burada yedikleri kebabı öyle bir anlattılar ki hemen sonraki hafta Adana'ya gidip uğramak farz oldu. Kaburgacı Cahit merkezde stada yakın bir konumda ve benim ziyaretimden 1-2 gün sonra hemen yan taraftaki yeni dükkanına taşınmak için hazırlık yapıyordu. Şen şakrak güleryüzlü Cahit bizi çok iyi karşıladı ve potansiyelimizi gördükten sonra işe koyuldu. Öncelikle ev yapımı şalgam pet şişede geldi ve tadı çok güzeldi. Adana'da kebap yemek için oturduğunuzda masayı hemen donatırlar ve ikramlar gelir. Acılı ezme, sumaklı soğan, salata ve yeşil acı biber masamıza hemen geldi. 


Adana kebabı ya da onları deyişiyle kıyma özel bir tada sahip. Bunun nedeni de kaburga etinden çekilmesi ve kesinlikle kuyruk yağı kullanılmaması. Bu beni şaşırtsa da Cahit esas kebabın böyle yapıldığını ve kuyruk yağı olmadan kebabın daha lezzetli olduğuna bizi ikna etti. Tadına bakınca hak vermeden edemedik. Tahtada yer alan ikinci lezzet olan kuşbaşı ise iyi terbiye edilmiş ve lezzetliydi ama asıl süperstar tahtanın tam ortasında olan ve Cahit'in medarı iftiharı "Hipnoz" oldu. Hipnoz tam bir başyapıt ve etin ancak bu kadar lezzetli olabileceğini düşündürtüyor. "Etin en güzel yeri kemiğe yakın olan tarafı yani kaburgadır" derler. 


Cahit bu kaburgayı kemiğinden sıyırarak dolama şeklinde şişe diziyor ve özel bir sosla marine ettikten sonra mangalda pişiriyor. Özel bir lezzet ve bir o kadar özgün... Cahit'i sırf bunu bulduğu için bile madalya ile ödüllendirmeli. Etler lokum gibi ağızda dağılıyor. Adana'da herkesin farklı kebapçısı olduğunu biliyorum bana göre de çok çok iyi yerler var ama kebap ve Hipnoz farkıyla ben 1 numarama Cahit'i alıyorum kimse kusura bakmasın. Eline sağlık Cahit Usta... Bu tabak iki kişilik ve şalgam ve meşrubatla birlikte Kasım 2018 itibarıyla 100 TL hesap ödedik. 


UZAN ET MANGAL - KAYAPA-BURSA

"Bursa'ya gidince İskender'den başka şey yemem" diyenler inanın çok şey kaçırıyorlar. Ben her defasında başka lezzetler başka mekanlar bulmaya çalışıyorum ve inanın çok daha farklı yerler var. Uzun süredir methedilen ve "Orta direk Nusret" lakabı bile takılan Uzan Et Mangal'a nihayet gittik. Bursa'nın dışında Kayapa bölgesindeki restoran aslında çevreyoluna çok yakın. Biz Uludağ Üniversitesinde bir işimiz olduğu için çıkışta kolayca navigasyon yardımıyla restorana ulaştık. Geniş ferah önünde otoparkı olan ve tepeden vadiye bakan konumuyla ilk olumlu puanı aldı. Girişte etlerin olduğu buzdolabından seçerek giriş yaparsanız daha iyi olur bence.


Etleri seçtikten sonra masamıza oturduk ve zeytinyağı ile tatlandırılan kekikli ve pul biberli ekmek masaya geldi. Servis hızlı ve etlerin gelmesi de uzun sürmedi. Ben çok övülen sucukla başlamak istedim. Özel imalat kasap sucuk çok lezzetliydi. Baharat kıvamı tam istediğim gibiydi. Kasap köfte ise içi sulu ve dışı iyi kızarmış olarak yine tam not aldı. Uzan'ın en çok övülen eti ise "Lokum" Lokum gerçekten bambaşkaydı. Bu kadar kaliteli bir eti iyi pişirmek de çok önemlidir. Zaten bu tip mangal restoranlarında iyi bir ustanız yoksa etin kalitesi de boşa gitmiş oluyor. Eti tam kıvamında kurutmadan pişirmişler ve çok lezzetliydi. 


Çoban salatası ne kadar övülebilirse o kadar iyiydi. Lokumun üstüne kaya tuzu serpmek moda oldu ama yakışmıştı bence. Neyse ki kolundan falan sektirip döken şaklabanlar yoktu burada. Hatırlatmakta fayda var, istediğiniz et ya da ürünü istediğiniz miktarda sipariş edebilirsiniz. Ben de fazla ürünün tadına bakmak istediğimden antrikot ve kuzu külbastı da istedim. Antrikot iyiyidi ve yağ oranı istediğim gibiydi ama kuzu külbastı diğer etler kadar lezzetli ve taze gelmedi bana... Bilmiyorum belki o ana öyle denk geldi. 


Yemek sonrası bu kadar etin üstüne tatlı yemedik ama tatlı büfesi de harika gözüküyordu artık bir dahaki sefere... Fiyatlar gayet makul gitmeyenlere ve bilmeyenlere tavsiye ederim. 

ELİT OCAKBAŞI- BEYOĞLU

Sabah Grubu’nda çalıştığım 2000’li yılların başlarında, gazetecilerden oluşan bir jüriden, “Türkiye’nin en iyi 10 kebapçısı”nı belirlemeleri istendi. Arkadaşlara dedim ki, “Ben Mersinliyim. Çok kaliteli kebapçılarımız var. Ama canım kebap çeker ve vaktim de varsa, gidiş-geliş 134 kilometrelik yola aldırış etmem, Adana’yı tercih ederim. Çünkü memleketin en iyi 100 kebapçısı Adana’da…” Sağ olsunlar bana kulak asmadılar, Adanadaki merkezi, o bölgede 39’uncu seçilen bir kebapçının İstanbul şubesini birinci ilan ettiler. Damak zevki; ne diyebiliriz ki… 


Geçen yılın birinci gününe, yani 2.1.2017’ye kadar İstanbul’da aradığım kebabı bulamadım. O gün İstiklal Caddesi’nden geçerken, tam Ağa Camii’nin karşı köşesinde, dünya çapında lezzetli hamburger çeşitleriyle ünlü Mono Büfe’yi işleten dostlarıma uğradım. Biraz hoşbeşten sonra tezgahtaki genç, “Abi sucuk içinden hamburgerimizi tattın mı” diye sordu. “Başka zaman tadayım; bugün canım fena halde kebap çekiyor” dedim. 


Mütevazı insanlar, “Ne yapacaksın kebabı; bak bizde ne çeşitler var” demediler. Patron koluma girdi, hemen yandaki sokağın ikinci köşebaşını gösterdi: “Elit Ocakbaşı. Dün açtılar. Komşu olduğundan hayırlamaya gittim. Hararetle tavsiye ederim…” İki çocukluk arkadaşı, kebapçılıkta çekirdekten yetişme Metin ve Murat elele vermişler; umulmadık bir yerde, ilk gittiğinizde çekinerek gireceğiniz salaş bir handa otantik, tertemiz, çağdaş, hijyenik bir vaha yaratmışlar. “Komşunuz gönderdi, Adana uzmanıyım. Her kıymayı kebap diye yutmam, haberiniz olsun” dedim… Öğle saatleriydi. Nazım Usta ocağa geçerken, “Ne aradığın gözlerinden belli. Sipariş verme” dedi. 



Mezeci Hasan Usta kuru patlıcan-biber dolması, taze zahter salatası ve benim olmazsa olmazım “atom” servisi yaptı… Kebabı tıkıştırırken dördü birden çaktırmadan beni gözlüyor, surat ifadem nasıl diye. Hiç renk vermedim. Karnımı doyurdum, hesabı istedim. Gayet makûldü. Patron paltomu verirken nasıl bulduğumu sordu. Cevabım hazırdı: “Berbat…” Hepsinin keyfi kaçtı. Öyle ya; Henüz ikinci günde bir müşteri kaybetmişlerdi. -Berbat; çünkü sık sık buraya geleceğim ve sanırım güç bela attığım yirmi kiloyu geri alacağım. Kısa bir duraklamadan sonra hep birlikte bastılar kahkahayı. 





İki yılda kaç kilo aldığımı merak ederseniz söyleyeyim: Sadece dört. (Onu da almazdım da; ah o lavaşın gözü kör olsun). Sınamak isterseniz, Ağa Camii’nin karşısındaki sokağa (Sadri Alışık) girin, soldaki dar aralığı geçin. Birkaç metre yürüyün. Yine solda, Galatasaray Kulüp binasının bulunduğu Hasnun Galip Sokak’ı göreceksiniz. Oraya döner dönmez sağda, yol üstünde börekçi var. Kafanızı kaldırın, Elit Ocakbaşı’nın birinci kattaki tabelası karşılayacak sizi… 

 Tavsiyeme gelince: 


• İlle de zırh kıymasından sarımsaklı Adana. 

• Sarma beyti 
• Sultan kebap 
• Ciğer şiş 
• Kuzu ya da çöp şiş 
• Kaburga (rengiyle nar kıskançlıktan çatlar) 

0212.2437934 Murat Kip: 0532.7272308 / Metin Coşkun: 0534.5546655


Site için yazıyı duayen gazeteci abimiz Mustafa Sağlamer kaleme aldı. Damak zevkine güvendiğimiz için noktasına dokunmadan yayınlıyoruz ve teşekkür ediyoruz. 


ALİ BABA KEBAP - ADANA

Adana'da kebapçı arayışlarımız sürekli devam ediyor ve her defasında farklı bir yer tavsiye ediliyor. Son maça gittiğimizde ise bizim ekipten daha önce giden arkadaşların ısrarlı tavsiyeleri üzerine Adana'nın Kurttepe semtinde eskiden tablada sattığı kebapları şimdi salaş bir dükkanda sunuyor. Şovu seven Ali Baba sık sık Nusret'e meydan okumasıyla da sosyal medyada sık sık boy gösteriyor. Tablada olduğu dönemden beri sadık bir müşteri kitlesi olan Ali Baba dükkan açtıktan sonra da müdavimleri arttırdı. Dükkan dediğime bakmayın girişte ocak kısmı büyükçe bir salon ve alçak hasır tabureler üstünde servis edilen kebaplar. 



Kağıt serilen masaya bol soğanlı,sumaklı salata ile közlenmiş acı kırmızı biber ve limon ikram olarak geliyor. Ben kebabın yanında acılı şalgam seviyorum ve Adonis marka şalgam çok lezzetli. Burada iki çeşit var: Bizim "Adana" dediğimiz ama Adana'da kesinlikle "Kıyma" olarak adlandırılan kebap ve kuşbaşı. İster dürümde ister kağıt üstünde alabilirsiniz. Tabak falan yok aramayın. Önce kuşbaşı ile başlamalı çünkü terbiye edilen etin lezzeti inanılır gibi değil. Kaç şiş istediğinizi söyleyebilirsiniz ya da porsiyon olarak 2 şiş veriyorlar. Bu arada dürüm olarak isterseniz aklınızda bulunsun lavaş yok tırnak pide içinde servis ediliyor. 



Kuşbaşı hayatımda yediğim en lezzetli etler arasında ilk 3'e kesinlikle girer. Adam boşuna Nusret'e meydan okumuyor sürekli. Üstelik burada bir araba parası bırakmadan da ete doyabiliyorsunuz. Adana Kebap ise yine standardın çok üstünde. Emin olun Adana'da isteseniz bile çok kötü kıyma yiyemezsiniz. Ama lezzet denince ya tablacılar ya da tablacılıktan gelenlere güvenin. Ali Baba basit, sade ortamında lezzeti size sunuyor. Kişi başı 30-35 TL ödeyerek burada karnınızı doyurmanız mümkün. Üstüne yan taraftaki kahveden gelen çay daha ne olsun...



Garsonlar çok hızlı ve işini biliyor, özellikle de yaşlı amca tam anlamıyla zehir gibi. (Maşallah) Ali Baba dükkanda ise siz siz olun futbol muhabbetine fazla girmeyin. Koyu bir Fenerbahçe'li olan ustamız komplo teorileri ile size ufuk açabilir !!!


METANET BEYRAN - GAZİANTEP

Ülkemizin yemek başkenti Gaziantep son dönemde sadece gurme turizminden çok fazla ziyaretçiyi konuk etmeye başladı. Özellikle hafta sonu uçak biletlerinin ne kadar pahalı olduğuna bakarsanız ne demek istediğimi anlayacaksınız. Şehre gelenlerin gurme turuna başladıklarında sabah ilk olarak "Beyran" yiyerek güne başladıklarını görüyoruz. Bu noktada bence iki seçenek var: Birincisi Dukan (henüz gidemedim) diğeri ise en popüler nokta olan Metanet Beyran. Sabah saatlerinde tıklım tıklım olan mekan bu işin hakkını vererek yapıyor. Sabahın ilk ışıklarında açılan Metanet lezzet olarak tam not verdiğim yerlerden birisi. Bu arada sakın ola ki "Beyran içmek" demeyin Beyran bir çorba olarak kabul edilmiyor burada...


Hepsi de işinin ehli olan ustalar ve servis personeli bu salaş mekanda arı gibi çalışıyor. Uzun masalarda boş bulduğunuz yerlere oturup beyranı beklemeye başlıyorsunuz. Ben her zaman olduğu gibi beklemek yerine nasıl yapıldığını görmek için tezgaha yaklaştım. Özel olarak seçilen dana etleri haşlandıktan sonra didiklenmek marifetiyke hazır hale getiriliyor. Yine az pişirilen haşlanmış pirinç ise beyranın bir diğer önemli malzemesi. Et suyu, sarımsak ve kırmızı pul biberle birlikte bir metal tabakta karıştırılarak aynı kapta pişirilmek üzere yüksek ateşli bir ocağa gidiyor. Sıcak kap kerpetenle tutularak harlı ateşte pişiriliyor ve kaynadığı anda ateşin üstünden alınıyor. Ben özellikle et ve pirinci tabaklara yerleştiren ustamızın çalışmasına hayran kaldım. 


Bütün bunlar olurken diğer bir köşedeki pide fırını aralıksız sıcak pide üretiyor. Tırnak pidelerin tadı da mükemmel. Kaynar halde masaya servis edilen beyranı içerken dikkatli olmak şart. Tabii olmazsa olmaz yeşil acı biberler de masada olacak. Ben boğaz enfeksiyonu ve 2 saat uykuyla gittiğim Gaziantep'de sabah bu beyranı yiyince kendime geldim. İlaç gibi dedikleri bu olsa gerek. Acı sevmem derseniz garsonlara belirtmenizde fayda var ama gelen bembeyaz sulu beyranın görüntüsü sizi pek memnun etmeyebilir. Pideler de sürekli sıcacık değiştiriliyor. 


Ben "İyi yerim" diyorsanız bu beyranı tatmadan dünyadan ayrılmayın derim. Aslında bu yemek Anteplilerin sabah kahvaltısı. Bence ciğer kadar iyi bir seçenek. Özellikle de soğuk kış günlerinde içinizi ısıtacak ve bu güzel şehri gezmeniz için gereken enerjiyi sağlayacaktır. 


KÖSEOĞLU ÇÖP ŞİŞ - ANKARA (OSTİM)

Ankara'da farklı lezzet arayışları sonucunda her maça gittiğimizde farklı bir yerde yemeye çalışıyoruz. Bu nedenle en ücra köşede bile olsa lezzeti bulmak ilk görevimiz. Bir basketbolcu arkadaşımızın tavsiyesi üzerine havalimanından şehre gelmeden doğrudan navigasyona "Ostim" yazarak sanayi sitesini bulduk. Hedefimiz tadını anlata anlata bitiremedikleri Köseoğlu Çöp Şiş.. Ankara'nın dışında Ostim sanayi içindeki dükkanı bulup masaya yerleştik. Söylenene göre daha salaş olan mekan yeni elden geçirilmiş, bahçedeki masalara oturup siparişi verdik. Burada sadece tek çeşit var ; o da ekmek arası çöp şiş. 



Siparişi alırken sadece acılı mı olacak diye soruyorlar ve hızlı bir şekilde ızgarada pişen çöp şişler ekmek arasına çekilerek masanıza servis ediliyor. İzmir Çöp Şiş gibi alışılagelmiş şekilde şişleriyle tabakta değil ekmek arasında domates, biber ve sumaklı soğanla servis edilmesi en önemli farklılığı... Soğan istemiyorsanız mutlaka belirtin. Yanında Eker ayran ile insanın bir tane yiyerek doyması gerekir ama çöp şişler o kadar lezzetli ki kesinlikle bir adet yetmiyor. Biz de ikinciyi tam yememek için yarıdan kestirerek bölüştük. Servis kalabalık saatlerde biraz aksayabilir aman sabır...



Ekmek aynı ızgarada kızartıldığı için lezzet katlanıyor. Közde biber ve taze domates işte bu kadar basit. 2017 Kasım ayında fiyat 20 TL idi. O bölgeye yolunuz düşerse ya da sadece bu lezzeti tatmak isterseniz Ostim'e gidin tavsiye ederim. 




SAİT RESTORAN - BODRUM

Bodrum merkezine yazın pek uğramayan birisi olarak mevsim dışında buranın ne kadar güzel olduğunu Nisan başındaki seyahatimizde keşfettik. Bodrum merkezinde kalınca sabahları Denizci Kahvesi'nde gazete okuyup çay içmek öğleden sonra güneş çok yakmadan marinaya kadar yürüyüp orada vakit geçirmek çok keyifli. Akşam ise mekanların doluya yakın olduğunu görünce şaşırdık. Daha önce Yalıkavak'daki eski mekanına gidip kalamar dolmasını unutamadığım Sait'in bu kez merkezdeki restoranına yer ayırdık. Mekan neredeyse doluydu ve müşteri kalitesi hemen göze çarpıyordu. İşini yıllardır heves ve keyifle yapan Sait bey de oradaydı. 


Yalıkavak'ta yeni açtığı devasa yere göre burası daha ufak ve şirin. Balık restoranlarına gittiğimizde gerçekten balık yemek istiyorsak mezeyi sınırlı tutmaya çalışıyoruz. Bu nedenle harika gözüken meze dolabından az sayıda seçim yaptık. Enginar kalbi gerçekten nefisti. Domates soğan salatasında kullanılan domates ise harikaydı.Ahtapotlu enginar, girit ezme ve köpoğlu ile masayı donatarak aslında fazla meze söylemiş olduk ama değdi. Özellikle Köpoğlu yediğim en iyisiydi diyebilirim. Enginar ise körpe ve yumuşacıktı. Ege'de olunca balık öncesi bunları söylemek farz oluyor.


Gelelim Sait'in medarı iftiharı olan deniz ürünlerine... Tadı uzun yıllar geçmesine rağmen damağımda kalan kalamar dolması yine lezzetliydi ama biraz ufaktı. Ahtapot ızgarayı Yunan adalarında özellikle de Midilli'de yedikten sonra ülkemizde yapılanları beğenmez olmuştum ama Sait bu görüşümü değiştirdi. Ahtapot Izgara lezzetli içi sulu dışı hafif sert olarak servis edildi ve tam not aldı. Ahtapotu lokum gibi yemek isteyenlere şarap sosunda yapılanı tavsiye ederim. Gerçek ızgara ahtapotun dışı biraz sert olarak kalmalı ve tabii ki düğmeleri ile yemeniz gerekiyor. Gecenin sonunda yediğimiz barbun ise finale yakıştı doğrusu. Barbun diye iri tekirin yutturulmaya çalıştığı yerlere inat gerçek kaya barbunu büyük ve lezzetliydi. 


Gecenin sonunda ikram edilen incir tatlısını ise o kadar çabuk yemişiz ki fotoğrafını çekemedik. Güzel bir ortamda inanılmaz özenli bir servis ile yenilen bir akşam yemeği için tavsiye ederim. Sezonda fiyatlar değişir mi bilemem ama Nisan 2018'de bütün bu yediklerimiz ve 35'lik ile birlikte 370 TL ödedik. Yemek sonrasında hemen karşıdaki Marina Yacht Club'ta canlı müziğe devam edebilirsiniz. 


HUZUR LOKANTASI- RİZE

Rize'de en iyi restoran hangisi diye sorarsanız benim tercihim ikiye ayrılır. Liman Lokantası ve Huzur Lokantası. İkisinin de müdavimleri bulunuyor ve onlara göre en iyisi onlarınki ama ben tercih yapmakta zorlanıyorum. Çok sık gittiğimiz için bir Liman'da bir Huzur'da yemeyi tercih ediyorum inanın ikisi de çok iyi. Huzur tam merkezde herkesin kolayca ulaşabileceği bir konumda. Burada menü çok geniş ama bana göre iki önemli spesyali var. Birisi benim favorim döner diğeri de kavurma. 



Tabii ki isterseniz çorba ve sulu yemek çeşitleri de bulunuyor ve emin olun onlar da çok lezzetli ama ben ne zaman gitsem ya döner ya da kavurma yerim. Kavurma denince Rize'yi başka bir kategoriye koymak gerekiyor. Bu kadar lezzetli eti başka yerde bulmanız zor. Döner ise dana etinden ve benim sevdiğim gibi ne çok kuru ne de çok yağlı yani tam kıvamında. Kuzu baskın tadı sevenlere göre değil belki ama yağlı döneri çok sevmiyorum. Buranın dönerini biraz daha kuruya yakın olarak görebilirsiniz. Döneri biraz tereyağlı pilav ile yerseniz tam bir lezzet patlaması yaşayabilirsiniz. Unutmadan kavurma için erken gitmeniz gerekiyor genelde saat 12.30 gibi kavurma bitiyor.



Tabii ki pide isteyenlere de kavurmalı ya da peynirli tavsiye edeceğim. Huzur Lokantasında bir başka özel yemek de kurufasulye. Genelde kuru ve pilav üstü, döner benim menümü oluşturuyor. tereyağının lezzeti ile pişen pilavı sakın pas geçmeyin. Yemekten sonra tatlı için meşhur sütlacı tadabilirsiniz. İster üstü bol fındıklı fırın sütlaç ister "Turbo" dedikleri fırın sütlaç üstüne kadayıf üstüne de bol fındık hangisini yerseniz yiyin harika. Sütü çok kaymaklı değil ve bu da benim tercih sebebim. Kadayıf da bir alternatif olabilir. 



Servis her zaman güleryüzlü ve hızlı, ben maç günü gittiğim için garsonların tamamı Rizespor forması giymişti. Fiyatlar normal ve her gittiğinizde farklı bir lezzet tatmanız mümkün. 


MEŞHUR ÇORBACI HALİL USTA- ERZURUM

Bir kış günü Erzurum'da maç anlatmaya gidiyorsanız çıkışta üşüyen bünyenize bir çorba iyi gelecektir. Biz de aynısını yaptık ve sora sora Halil Usta'yı bulduk. (Lezzet denince tüm Türkiye'de Halil Usta'nın akla gelmesi de ilginç) Erzurum merkezde çorbacılar aynı sokakta yan yana yer alıyor. Ama dışarıdan baktığınızda en kalabalık olanın Halil Usta olduğunu göreceksiniz. Çorbacı üşüyenlerin uğrak noktası ve yer bulmakta zorlandık. Çorba çeşitleri bir hayli fazla. Her gün 10 çeşit çorba bulunuyor. Ben kelle paça istedim. 



Gördüğüm kadarıyla kelle paça,tuzlama, işkembe,mercimek, tavuksuyu, yayla, ayak paça ve domates çorbaları vardı. Benim istediği kelle paça kıvamında ve çok lezzetliydi. Bir de özellikle İstanbul'da çorbanın içine bu kadar et konduğunu hiç görmemiştim. Onun üstüne az tuzlama içip onun da tadına baktım lezzetliydi. İkram olarak acı turşu biber ve zeytin veriliyor. Bir çorbacıdan ne isterseniz burada bulabilirsiniz. Fiyatlar çok ama çok hesaplı. Anadolu'da bu fiyatlar beni hep şaşırtıyor bu arada. 



Erzurum soğuğunda üşüyenlerin içini ısıtacak çorbalar burada. tavsiye ederim. 


MY BALIKÇIM - ALANYA

Alanya'ya çok uzun zamandır gitmedim. Yazın gitmemeye zaten yeminliyim çünkü ortam pek iç açıcı olmuyor ama kış aylarında burası çok keyifli. Kupa maçı anlatmak için gittiğim Alanya'da balık nerede yemeli dediğimiz zaman bize alışılagelmiş biçimde deniz kenarında bir yer değil şehir içinde Hal yanında bir balıkçı tavsiye ettiler. İyi ki de etmişler. Balık hali ve sebze hali yan yan ve hemen bitişiğinde sıra sıra balıkçılar yer alıyor. Alkolsüz mekanlarda taze balık ve deniz ürünleri bulabilirsiniz. Biz hemen girişte yer alan My Balıkçım'a oturduk. Mekan basit dekore edilmiş ve servis hızlı. Önden masaya gelen salata Akdeniz'de olduğunuzu size hatırlatıyor. Ben bugüne kadar salaş bir balıkçıda içinde avokado olan bir salata yediğimi hatırlamıyorum.



Salata çok renkli ve lezzetli. Kış olunca hava güzel de olsa balık çorbası içmek istedik. Balık çorbasının içinde aslında iskorpit ya da kırlangıç olsa harika olur ama son dönemde hem bu balıkları hem de yapan yeri bulmak zor. Yine de levrek ile hazırlanan balık çorbası lezzetliydi. Alanya tarafından olmanın en güzel yanı masaya gelen limonun tazeliği ve lezzeti. Balık olarak büyük bir deniz levreğini yönetmenim ile paylaştık. Kaptanımız ise hamsi istedi. Levrek gerçek deniz levreği idi ve içi sulu kalacak şekilde ızgara edilmişti. Hamsi ise standart. Ama burada levrek ya da yöreye özgü balık yemeniz yerinde olacak. Karides ve kalamar da inanılmaz taze gözüküyordu. Zaten halin yanındasınız ve taze olmaması mümkün değil. 


Fiyatlar gayet makul ve gördüğüm kadarıyla herkes yediklerinden memnun. Balık yemek için deniz kenarında olmak şart değil diyorsanız tavsiye ederim.