MEŞHUR UNKAPANI PİLAVCISI - FATİH

Nohutlu pilav üstü tavuk milli yemeğimiz olmaya doğru gidiyor. Bu sokak lezzetini en iyi yapanların başında gelen Meşhur Unkapanı Pilavcısı seyyar araba ile başladığı macerasında dükkan açarak farklı bir boyut getirmiş. Her zaman olduğu gibi nam salınca taklitleri de türemiş ama İMÇ'deki dükkan dışında şubelerinin olmadığını hatırlatalım. Diğer seyyar pilavcılar gibi önceleri arabada ve geceleri satış yaparak başlamış. Ajda Pekkan'ın evinde parti verirken kapattığı araba bir şehir efsanesi mi bilinmez ama ilk yıllarında önünde geceleri 20-25 arabalık parklar oluşan ve uzun kuyruklarla dikkat çeken bir yer...


Pilav arabası artan ilgiyle gelen kazançla dükkana dönmüş. İyi de olmuş. Ben uzun bir aradan sonra ilk kez alakasız bir saatte 11.00 civarında gittim. Pilav sabahtan geldiği için demini almış ve kıvamındaydı. Pilavı bu kadar lezzetli yapan bence iki yer var. Birisi burası diğeri de Maslak'ta köprünün altında satış yapan araba. Pilav ve nohut çok lezzetliydi ve üzerine koydukları tavuk miktarına şapka çıkartmak gerekir. Üstelik tavuk eti yavan değil bayağı lezzetliydi. Benim tavuklu pilavda 1 numaram burası. Şubat 2018 itibarıyla tavuklu pilav ve kolaya 11 TL ödedim. 




ÖZKUKUL PİDE- GİRESUN

Giresun denince hemen akla gelen lezzet tabii ki pide. Burada balık ve haşlama üzerine de çok iyi restoranlar olmasına rağmen pide denince akan sular duruyor. Geçen sezon basketbol maçı için pek çok kez geldiğim Giresun'da bir türlü gidemediğim Kukul Pide'ye bu kez Fenerbahçe maçını anlatmak için gittiğimde uğrayabildim. Mekan havalimanı ile şehir merkezi arasında yolun solunda kalıyor. Ramada Otelin karşısında olarak da aklınızda tutabilirsiniz. Deniz kenarında önünde bir plaj ve yan tarafta koy olduğu için manzarası harika. Manzaraya bakarak pide yemek bir başka güzel oluyor...


Pideler arasında ayırım yapmak zor belki ama ben kapalı kıymalı içine de yumurta söyledim ve çok beğendim. Kıyma-soğan-baharat oranları mide yakmayacak gibi doğru ayarlanmış ve lezzeti harika. Bu bölgede her pidecide olduğu gibi hamuru ince ve hafif. Bu nedenle yedikten sonra kesinlikle şişkinlik yapmıyor. Teoman karışık-açık istedi ve onun da tadına baktım ve beğendim ama kapalı kıymalıyı geçemez. Alternatif olarak açık kıymalı-yumurtalı da yiyebilirsiniz. 


Biz ortaya bir peynirli yuvarlak söyledik ve onu da çok beğendik. Kullanılan peynir bölgeye özel ve tadı çok güzel. Burası bir aile işletmesi ve servis hem hızlı hem de güleryüzlü. Pidenin yanında salata ve turşu ikram ediliyor. yemek sonrası içilen çay ise Karadeniz'de olduğunuzu hissettiriyor. Fiyatlar gayet uygun ve porsiyonlar doyurucu. Pide için tavsiye edeceğim bir mekan. 




TUNALI VİTAMİN - ANKARA

Sokakta yemeyi seven bir insan için küçük büfeler adeta can cimidi gibidir. İstanbul'da çok sayıda meşhur sokak büfesinden birşeyler yemeyi çok severim. Artık o büfeleri de yazma vakti geldi galiba. Ama ilk olarak Ankara'dan başlayalım. Geçenlerde Ankara'ya maç için gittiğimde Tunalı'ya yakın bir yerde kaldık. Ertesi gün biraz vaktim olunca hava da güneşli iken Tunalı'da bir tur attım ve yıllar önce de uğradığım bir büfe olan Tunalı Vitamin'e geldim. Burası ufacık bir mekan ve önüne attıkları taburelerde servis yapıyorlar. Adından da anlaşılacağı gibi sıkma meyve suları hemen göze çarpıyor. Ben karışık istedim (Nar-Portakal-Elma-Havuç) Yemek için ise tercihim dilli kaşarlı tost oldu. 


Dilli Kaşarlının üstüne Rus Salatası ve turşu da ilave ettiler. Tost tam da olması gibiydi ve uzun süredir bu kadar lezzetlisini yememiştim. Sıkma karışık kokteyl ile iyi bir ara öğün oldu. Mekanda sosislinin de çok sattığını gördüm bir sonraki gidişimde deneyeceğim. Ayrıca kavurmasının da özel olduğunu öğrendim yani kavurmalı-kaşarlı tost da sıraya yazıldı. Mekan tertemiz servis hızlı ve fiyatlar hesaplı. Bir büfeden başka ne bekleyebilirsiniz.




Oİ MYLOİ - SAKIZ

Sakız adasının simgelerinden birisi de Chios merkezin biraz kuzeyinde deniz kenarındaki değirmenler. Akşam ışıklandırılan bu değirmenlerin hemen bitişiğinde yer alan Oi Myloi restoran da manzaranın tadını çıkartabileceğiniz bir mekan. Baştan söylemem gerek Sakız'da yemek yediğimiz 4 restoran içinde servis olarak en kötü burasıydı ama yemekler vasatın üstünde ve manzara mükemmeldi. Yani servisin her akşam öyle olmayabileceğini düşünüp bir kere daha denenebilir manzaranın hatırına. 



Bu manzarada ne yeseniz güzel gelir zaten ama yemeklere haksızlık yapmayalım çoğu lezzetliydi. Yemeğin başında her zamanki gibi Uzo yerine Spirou denen Yunan içkisini denemek istedik ama pek bize göre değildi. Her Yunan sofrasının vazgeçilmezi Greek Salad ile başladık. Aslında unutmamanızda fayda var; Yunan adalarında siparişleri verince hepsinin hemen hemen aynı anda masaya gelmesine hazırlıklı olun. Bunun için ya siparişi tek tek verin ya da işletmeyi uyarın. Kabak ve Patlıcan kızartmasını bu kadar lezzetli nasıl yaptıklarına her seferinde şaşırıyorum. 



Fava ve balık pastırması vasatın üstündeydi. Ama fava tam tekmil yani soğanlı olsun deyince anladıklarını sanmıyorum. Yunan adalarındaki masalarımızın favorisi ahtapot ızgara kararında sertlikte ve lezzetliydi. Ben ızgara ahtapotun canım ülkemde neden böyle yapılamadığı üzerine bir araştırma yapılmasını istiyorum. Karides ızgara ise yine tam kararında pişmiş ve lezzetliydi. Jumbo karideslerin bir porsiyonu 9 euro ve porsiyondaki miktarı fotoğrafta görüyorsunuz. Yanındaki limonlu sosla birlikte yerseniz tat farklı noktalara gidiyor haberiniz olsun.



Oi Myloi'de balık yemek isterseniz çeşitler çok ve taze ama biz balığa yer kalmadan doymuştuk. Ahtapottan iki porsiyon yediğimiz için olsa gerek. Unutmadan adada kendine özgü Chios Fresh Beer gayet lezzetli ama ben oldum olası Alpha birasını çok seviyorum. Özetle harika bir manzarada denize sıfır bir ortamda biraz aksaya servise rağmen bu restoranı tavsiye ederim. Fiyatlar diğer tavernalardan biraz daha fazla ama bu herhalde manzara parası... 


KEBAPİSTAN DÖNER - ERZİNCAN

ASpor'da anlattığım ZTK maçları sayesinde gitmediğim şehirleri ziyaret etme şansı buluyorum. Bu sezonun hemen başında Sinop'tan sonra yine hiç gitmediğim Erzincan'ı da görmüş oldum. İnanılmaz sıcak bir havada gittiğim için vaktimin büyük kısmını kapalı ve klimalı bir mekanda geçirmeme rağmen akşam uçağa gitmeden meşhur Erzincan dönerinin tadına bakmak için bize tavsiye edilen Kebapistan'ı bulduk. Şehir merkezinde büyükçe bir bahçesi olan mekanda dönerin yanında lahmacun,pide ve kebap çeşitleri de var ama dönerin yeri ayrı. 



Bu bölgenin dönerinin en büyük özelliği yaprak döner olması. Yani içinde kıyma olmuyor ve ince kesilen etler yaprak şeklinde üst üste diziliyor. Kesimi de ona göre farklı yapılıyor. Sahibi ile konuştuğumda dönerdeki etin yüzde 75 dana yüzde 25 kuzu etinden hazırlandığını ve kendilerine özgü bir marinasyonla geceden dizilip beklediğini söyledi. Doğu Anadolu'da etin kalitesi diğer bölgelere göre biraz daha önde olduğundan döner de çok lezzetli oluyor. Sipariş verince masaya önce yancılar teşrif etti. Salata, ezme, haydari ve soğan dörtlüsü ikram olarak veriliyor. Ayrıca açık ayran da ikramlar arasında.



Döner siparişini alırken pilavlı mı pilavsız mı olacağını soruyorlar. Biz az pilavlı tercih ettik. Ayrıca dönerin 1 porsiyonu 100 gram ve siparişi de gramla alıyorlar. 150 gram döner yukarıdaki fotoğrafta görülüyor. et çok lezzetli ve dana-kuzu karışımı tam kararında. Kuzu eti sevmeyenlerin tadını alabilmesi mümkün değil zaten. Kuru değil tam tersine yumuşak ama iyi pişmiş. Yağ oranında da benim damak tadıma yakın bir oran yakalamışlar. Bölgede yetişen hayvanların etlerinin lezzetli olması dönerdeki başarının bence temel sırrı. Restoranda sulu yemek çeşitleri ve kebabın her türlüsü de servis ediliyor. Ben döneri çok beğendim, yemek sonrasında kadayıf ile son noktayı koyabilirsiniz. Eylül 2017 fiyatı dönerin 100 gramı 25 TL.

 

HAŞLAMACI İLHAN - PİRAZİZ-GİRESUN

Son yıllarda maç anlatmak için en çok gittiğim yerlerin başında Giresun geliyor. Güzel doğası ve modern halkıyla her zaman konuksevere olan Giresun'da pide ve balık mükemmel. Ama farklı bir lezzet isteyenlere tavsiyem haşlama olacak. Yeni yapılan havalimanına yakın bir konumda olan Piraziz'de Haşlamacı İlhan işini severek yapan ilginç ve başarılı bir karakter. İlginç yanı İlhan beyin Albert Einstein'a ikiz kardeşi kadar fazla benzemesi. Ama bir haşlaması var ki izafiyet teorisi bile bu lezzeti açıklayamaz. Haşlama deyip geçmeyin yapımı çok meşakkatli. 


Dedik ya İlhan Usta işini severek ve büyük bir zevkle yapıyor. Anlatmasını ve paylaşmasını da seviyor. Haşlamanın bu kadar lezzetli olmasını beklemiyordum ama koca bir tabakta dana eti, patates, havuç ve kırmızı biber ancak bu kadar lezzetli olabilir. Suyunu ayrı tutmak gerek çünkü haşlamayı çorba gibi kaşık kaşık içerken bütün tatların içine geçtiği suyu en lezzetli tarafı. Bu suyun dağdan gelen bir kaynak suyu olması lezzeti arttırıyor. İnanın bir koca tabak haşlama yetmiyor ve bir porsiyon daha sipariş ediyorsunuz. 


Haşlamanın yanında taze domates ve biber ile soğan servis ediliyor. İsteyen bolca maydanoz ekleyerek yiyor. Mutfağa gittiğimizde işin sırlarından birisinin de kapya biberi olduğunu öğreniyoruz. Bolca biber suyun içine atılıyor. Ayrıca masada bulunan acı tohum biber de sevenler için gerçek bir lezzet patlaması yaratıyor. Restoranda sadece haşlama yapılmıyor kurufasulye, kadınbudu köfte ve kızartma gibi yemekler de menüde ama haşlama varken onlar kusura bakmasınlar. Özellikle soğuk kış günlerinde haşlama adeta ilaç gibi geliyor. yemek sonrasında ise fırın sütlaç ve kadayıf ile bu ziyafeti sonlandırabilirsiniz. 


İşini iyi yapan ve tek ürün üzerinde ihtisas yapan işletmeleri çok seviyorum. İlhan Usta hem lezzetli haşlaması hem de hoş sohbeti ile gelen misafirlerine 10 numara hizmet sunuyor. Tavsiyem gidin tadına bakın ve hasta Trabzonsporlu ustamız ile bir futbol sohbeti gerçekleştirin. 

AGYRA RESTAURANT - SAKIZ

Sakız adası uzun süredir gitmek istediğim bir yerdi. Geçen haftalarda Çeşme'den Sakız feribotuna kendi arabamızla binerek 2 gün için bu adaya gittik. Keşke 4-5 gün ayırsaydık diyerek döndük. Öncelikle Sakız ya da onların söylediği ismiyle Chios kesinlikle sıkılabileceğiniz bir ada değil. Ben daha önce gidip " Adada birşey yok 2 gün yeter" diyenlerin kurbanı oldum. Bunu söyleyenler muhtemelen feribotun yanaştığı Chios merkezde kalıp adayı keşfe çıkmamış ve şehir havasındaki merkezde yapacak şey bulamamış olanlardır. Adada kaldığımız oteli de herkese tavsiye ederim. Iloxenia Otel denize yakın ve bölge olarak da merkezi konumda. Sakız'da 2 akşam yemeği şansımız olduğundan iyice araştırma yaparak en iyi yerlere gitmek istedik. Megas Limionas bölgesindeki Agyra bizi fazlasıyla memnun etti. Burası hem Chios merkeze 10 dakika hem de otelimize 8 dakika mesafede deniz kenarında bir restoran. 


Deniz ile arasından yol geçiyor ama önemli değil. Çünkü hem samimi ortamı hem de yemekleri bir harika. Burada ilk kez denediğimiz bir uzodan bahsetmeden olmaz. Barbayani markasını zaten seviyorduk ama yeni ürünleri olan Aphrodithe uzosuna bayıldık. Bu siyah etiketli üç kez distile edilen uzo damak tadımıza çok uygun. Burada servis hızlı ve garsonlar "leb demeden leblebiyi anlayan" cinsten. Tavsiye üzerine gelen ıspanaklı köfteye bayıldık. Olmazsa olmaz Grek salata ve domates soğan salatası iyi, patates kızartması ve peynir kroket çok lezzetliydi. Izgara Mastelo peynire de bayıldık. 


Bu girişlerden sonra sıra en sevdiğimiz bölüm olan ara sıcaklara geldi. Izgara karides için söylenecek söz yok, fotoğrafı zaten her şeyi anlatıyor. Soslu karides o kadar lezzetliydi ki çekemeden bitti!! Yunanlılar Izgara Kalamarı biraz diri tutmayı tercih ediyor. Bizim damak tadımıza göre çiğ sayılabilecek kalamar için önceden uyarmak ve "iyi pişsin" demek gerekiyor. Yanında limon-zeytinyağı sosu ile servis edilen ızgara kalamar adanın en iyisiydi. Yunan topraklarındaki favorim ızgara ahtapotu istediğimde ise mekanın sahibinin annnesi mutfaktan gelerek "Bugün gelen ahtapotlar biraz sert, ızgarası güzel olmaz. İsterseniz soslu hazırlayalım" dedi ve kalbimizi fethetti. 


Buranın sahibi olan Yorgos tam bir Türk dostu ve işini çok iyi biliyor. Masalara uğrayarak sohbet ederek tek tek ilgileniyor. Tam bir futbol hastası olan Yorgos ile Türk futbolu üzerine uzun bir sohbet yaptık. Oğlu bir gün Fenerbahçe'de oynamak istiyormuş. Bu arada Cuma akşamları canlı müzik olan mekanda Yorgos'un oğlu da buzuki çalarak orkestraya eşlik ediyormuş. Yemeklere gelecek olursak soslu midyesi de kalburüstü bir lezzet gerçekten. Meze ve ara sıcak bombardımanından sonra balığa pek haliniz kaldığı söylenemez. Ama yan masaya gelen barbunlarda gözüm kalmadı desem yalan söylemiş olurum.


Yemekten sonra sakın tatlı siparişi vermeyin çünkü masanıza aşağıdaki bombalardan geliyor. Kadayıf içinde sakızlı dondurma mekanın ikramı... İnanılmaz derecede lezzetli. Biraz daha oturunca Yorgos bu ikramla yetinmeyerek Limoncello benzeri adını şimdi unuttuğum bir likör ikram etti ve ona da bayıldık. Sonuçta Megas Limionas bölgesinde limon meşhur. Cuma Cumartesi giderseniz canlı müzikle birlikte eğlenceli bir akşam geçirebilirsiniz. 


Fiyatlar makul ama Yunan adaları standartının çok az üstünde. Adam başı 25 euro civarında bir hesap ödüyorsunuz ama kalitesiyle buna değiyor. Sakız'a gidenlere mutlaka tavsiye ederim.



TEYZENİN YERİ MANTI - SİNOP

Sinop'a gidiyorsanız mantı yemeden dönmemeniz gerek. Sinop Mantısını ilk kez İstanbul'da Beşiktaş'ta denemiş içimden "fena değil" demiştim ama her lezzeti kendi şehrinde denemek gerekiyor. Sinop'ta en popüler olan yer Teyzenin Yeri... Buranın yerlileri başka 1-2 yer daha söylediler ama bizim uçağa yetişmek için acelemiz olduğundan otele yakın konumdaki mekana geldik. Öncelikle öğlen yemeği saatinde giderseniz sıra oluyormuş ama biz 16.00 gibi gittik ve yarı yarıya doluydu. 


Mantının hamuru önce makinede biraz açılıyor sonra geleneksel şekilde işin uzmanı hanımlar yer sofrasında inceleterek açıp içleri dolduruyor ve kesiyor. Sinop mantısının özelliği sadece tereyağ ve cevizle servis edilmesi. Bu Kayseri mantısına alışanlar için biraz farklı bir deneyim olabiliyor ama bu şekilde de mantı çok güzel bence. Garsonumuza Sinop usülü istediğimizi söyledik. Ama yoğurtla yemeye alışık olanlar için karışık tabak hazırlayabiliyorlar. Bana cazip gelmedi ama seveni de çokmuş. Yanında ise bulduğum yerde mutlaka içtiğim Uludağ Portakallı istedim. 


İtiraf etmeliyim yoğurt olmadan mantının nasıl yeneceğinden emin değildim ama lezzeti beni şaşırttı. Ağızda adeta eriyen mantı yumuşak ve içi bol boldu. Ceviz ise kıymanın tadıyla inanılmaz bir uyum sağlamıştı. Çiğ börek olduğunu da görünce denemeye karar verdik ve istedik. Eskişehir'e göre neredeyse yarısı kadar ama çok lezzetli bir çi börek yedik. Ben daha çok annemin yaptığı harika puf böreğine benzettim. Sinop Mantısı yemek için Teyzenin yeri doğru adres. 


Tabağın yarısından sonra biraz daha tereyağı istediğimde sağolsun eli bol olan aşçımız yağı fazlaca koymuştu ama yine de şikayet etmeden yedim. Mantı çi börek ve içecek için 2 kişi 56 TL hesap ödedik. 


ŞEN PASTANESİ - SİNOP

Görmediğim, gitmediğim şehirlere gitmek için can atarım. Türkiye Kupası maçı için gittiğim Sinop bunlardan birisi. Şehri ve insanlarını çok beğendim. Modern, aydınlık yüzlü bir şehir. Burada tatlı denince akla gelen ilk yerlerden birisi de merkezdeki tarihi Şen Pastahanesi. Kuruluşu 1925 olan pastahanenin alamet-i farikası Prenses. Bana göre Prenses uzun yıllardır bildiğimiz Halley'in büyükannesi. ama aralarında lezzet olarak büyük bir fark olduğunu söylemek gerekiyor. Pastacı kreması ile hazır sanayi tipi krema arasındaki fark gece ve gündüz gibi.


Üstünde iri parçalar halinde fındık ve fıstık olan çikolatasının tadı yerinde ve bisküvisi tazecik olan bu tatlıyı Sinop'a giden herkes mutlaka tatmalı. Pastanenin şehir içinde ve sahilde şubeleri ya da taklitleri de var emin değilim. Sahildeki sadece dondurma satıyor. Şen Pastanesinde ben Prenses yerken dondurma almak için gelenlerin sayısı da fazlaydı. Özellikle sakızlı dondurmasının çok iyi olduğunu söylediler. Bir dahaki sefere onun da tadına bakarım. Unutmadan Prenses'in fiyatı sadece 5 TL. 


KAYHAN PİDELİ KÖFTE - ATAŞEHİR

Ataşehir son dönemde gösterdiği hızlı büyüme ile Anadolu Yakası'nın yeni merkezi olma yolunda hızla ilerliyor. Batı Ataşehir'de açılan Watergarden ise bünyesinde çok sayıda restoranı barındırıyor. Ortada devasa bir havuzda her saat başında ışık,ses ve su ile harika bir şov sunuluyor. Bunun yanında Nostalji Sokağı projelerine bayıldım. Arnavut kaldırımı döşenen bir sokak düşünün taş duvarlarla ve çiçek sarkan balkonlarla dolu içinde Anadolu'nun her bölgesinden yöresel lezzetlerin olduğu restoranlar sıralanmış. Her seferinde başka bir şehre gitmiş gibi oluyor insan. Biz bu sokakta dolaşırken Ebru'nun da Bursalı olmasından dolayı tercihimizi Kayhan'dan yana yaptık. Hele Cantık lafını duyan eşim adeta çıldırdı çünkü bir Bursalının İstanbul'da kesinlikle bulamayacağı bir lezzet olan Cantık burada menüde var. 


Bilmeyenlere anlatalım Cantık bir çeşit pide ama hamuru hem kalın hem de yumuşak olduğu için bir başka. Kıymalı ve Kuşbaşılı olarak hazırlanıyor ve boyutları lahmacundan ufak oluyor. Benim Bursa'da yaşadığım dönemde Altıparmak'da yediklerim iyice ufak oluyordu ama inanılmaz lezzetliydi. Kayhan zaten Bursa'da yıllardır bu lezzeti en iyi yapan yerlerin başında geliyor ve aynı lezzet artık Ataşehir'de var. Cantık söyledik ve paylaştık çünkü pideli köfte yemeden olmaz. Pideli Köfte için Bursa'ya gidenler bilirim Kayhan yine aynı lezzeti buraya taşımış. Köftelerdeki etin kalitesi kendini belli ediyor ve sosu çok özel. Yoğurt ise yanına çok yakışıyor. 


Köfteler biraz ufak ama porsiyonda 12 tane var ve doyurucu. Ben tereyağı az istedim malum kilomuza dikkat etmeliyiz ama siz bol koydurun benim için. Pideli Köfte ile yanıp tutuşanlar hadi yaşadınız. Unutmadan yanında ne içmeli diye sorarsanız cevabım tabii ki şıra olur. Sadece cantık yemek için gideceğiz birgün. Bu İstanbul'da pek bilinmeyen lezzet ile umarım herkes tanışır. Sokaktaki mekanları ziyaret ettikçe onları da yazacağım. Afiyet olsun.