CİĞERCİ KEMAL USTA - EDİRNE

Aydınlık yüzlü insanların yaşadığı şehirleri severim. Misafirperver olmak tüm Anadolu'nun en büyük geleneği ama Edirne'nin bendeki yeri bir başka. Sokaklarında dolaştığınız zaman ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız. Mimar Sinan'ın en güzel eseri Selimiye Camii bile bu şehri ziyaret etmeniz için yeterli ama damak tadına düşkün olanlar için Edirne aslında tam bir cennet. Basketbolda lige çıkmalarından bu yana her sene düzenli olarak Edirne'ye gidiyorum. Edirne'de "ne yemeli" diye sorarsanız ilk seçeneğiniz "tava ciğeri" olmalı derim. Peki ciğer en iyi "nerede yenir" derseniz bana göre Kemal Usta bu konuda rakiplerinden birazcık daha önde. 


Edirne'de birkaç değişik yerde tava ciğer yeme şansımız oldu. Hepsi de bana göre güzeldi ama Kemal Usta bir tık daha iyi gibi geldi bize. Tarihi Kapalıçarşı'dan orta kapıdan çıkınca hemen sol tarafta ufak dükkanı göreceksiniz. Burada salaş bir ortamda taburelere oturarak yemeğinizi yiyeceksiniz benden söylemesi. 


Duvarlarda buraya daha önce gelmiş ünlü isimlerin fotoğrafları yer alıyor. Menüde tava ciğerinden başka birşey yok ama isterseniz size karşı dükkandan köfte de yaptırıyorlar. Hatta biz her gittiğimizde ortaya bir köfte istiyoruz gerçekten çok lezzetli. Ama ciğer bir başka. Masaya söğüş domates ve olmazsa olmaz kurutulmuş acı biber hemen geliyor. Bu biberler ciğerin adeta tamamlayıcısı. İpe dizerek kurutuluyor ve kızartılarak servis ediliyor. Çok acı dikkatli olun 2-3 taneden fazlası sonrasında büyük eziyete dönüşebiliyor.


Aslında Edirne'lilere göre ciğerin yanında soğan yenmezmiş. Ama isteyen çok olunca soğan da servis ediyorlar. Burada işin sırrı yağın yeni olmasında. Bir keresinde eski yağda yediğimiz ciğer tamamen aynı olmasına rağmen tam bir eziyet olmuştu. Yağ değiştikten sonra ilk pişirilen ciğerin tadı bambaşka. 


Tava ciğerinin yapılışında öncelikle ana malzeme olan ciğeri iyi yerden almak çok önemli. Sonrasında ise eti ince ince kesmek de büyük önem taşıyor. İstenilen incelikte kesemezseniz kızartma da kötü çıkıyor. Kesilen ciğerler una batırılıp kızgın ve yeni yağda kızartılınca ortaya muhteşem bir yemek çıkıyor. 


Ciğer sevenler zaten mest oluyor ama "Ben ciğer yemem" diye mızmızlananlar bile tadına bakınca birden fikir değiştirebiliyor. Edirne'yi mutlaka görün, özellikle İstanbul'da yaşıyorsanız 2.5 saatte rahat bir yoldan gideceğiniz Edirne'de hem tarihi yerleri gezebilir hem de harika ciğer ya da köfte yiyebilirsiniz. Dönüşte çarşıdan peynir almayı da unutmayın. 


KAFADAROĞLU BAKLAVA - BEŞİKTAŞ

Beşiktaş için "Gurme Cenneti" tanımlamasını yapmıştım ve haklı olduğumu her seferinde bir kez daha anlıyorum. Daha önceki yazılarımda Beşiktaş Çarşı'da Karadeniz Döner ya da Şöhretler Köftecisi'nde yemeyi çok sevdiğimi belirtmiştim. Bu harika yemeklerden sonra Çarşı turunu hakkıyla tamamlamak istiyorsanız mutlaka Kafadaroğlu'na uğramalısınız. Burada tatlı yemeden yemek turu tamamlanmış sayılmaz. 



40 yıldır bu mesleği aynı dükkanda yapmak için işinizi hakkıyla yapmanız gerekir. Çocukluğumda buraya gitmek için sabırsızlanırdım şimdi de ne zaman gitsem aynı kalitenin bozulmadığına şahit oluyorum. Kafadaroğlu'nda herkesin favorisi farklı ama gözlediğim kadarıyla en fazla ilgi Sütlü Nuriye tatlısına oluyor. Gerçekten de şerbetli tatlı sevmeyen Ebru bile buradan Sütlü Nuriye taşıyorsa gerisini siz düşünün. Bence İstanbul'un en iyi sütlü nuriyesi burada belki de Türkiye'nin...




Ama benim yıllardır favorim Şöbiyet. Burada klasik Şöbiyetin yanında Fıstıklı yeşil renkte ufak şöbiyet de yapılıyor. Ben sadece burada Şöbiyet yemek için bile Beşiktaş'a giderim. Ağızda dağılıyor ve her zaman çok taze. Ayrıca yine çok sevdiğim Şekerpare de burada bir başka yapılıyor. 




Fıstıklı kadayıf ya da Cevizli baklava da tercih edilebilir. Hatta bence siz ustaya işi bırakın ve hepsinden birer tana tabağa koydurun. Tabak demişken yıllardır aynı metal tabak ve üstüne kağıt değişmemiş. Kafadaroğlu'n da sadece tatlı yok. Harika Su Böreği de yiyebilirsiniz. 




Kafadaroğlu ufak ama sevimli dükkanında nice dev markaların iş yapamadığı Beşiktaş'ta yıllardır istikrarla devam ediyor. Fiyatların uygun lezzetin üst düzeyde olması da bunda etken. Bu arada Sütlü Nuriye almak için acele edin. Her gün 17 gibi bitiyor. Yeri çok kolay eskiden yazlık sinema olan ( Hey gidi günler hey) Şimdi ise Çay bahçesi ve otopark olarak hizmet veren Kamburun Bahçesinin yanında. Yaşı yetmeyenlere ise şöyle tarif edelim: Teknosa karşısı...




Adres: Sinanpaşa Mah. Ortabahçe Cad. No: 45 - Beşiktaş 

Telefon: 0212 258 07 59 

JAMIE'S ITALIAN - LONDRA (CANARY WHARF)

Bu yeme içme blogunu açtıktan sonra bana en fazla sorulan soru "Spor Spikeri olarak ne alaka" oldu. Ama beni tanıyanlar bilir yıllardır bu yeme içme işine de merakım vardır. Hatta evde ufak ufak şeflik denemelerim de oluyor. Zaten evde vakit geçirirken ( tabii vakit olursa) eğer maç izlemiyorsam mutlaka yemek programlarını izlerim. Digitürk'de Home Tv sağolsun güzel programlar var ama benim için 1 numara Jamie Oliver. Bütün programlarını kaydettim ve arşivde tutuyorum. Neyse geçen yıl Londra'ya gittiğimizde uzun süredir merak ettiğim Jamie's Italian'ı ziyaret etme şansı buldum. Bizi evlerinde misafir eden dostlarımız Şebnem ve Gökçe oturdukları semt olan Canary Wharf'daki restaurantta rezervasyon yaptılar. Ebru ile birlikte bu keyifli mekana heyecanla gittik. 



Biraz erken gittik ve masalar da doluydu ama bizi buyur ettikleri girişteki barda kokteyller inanılmazdı ve böyle bir geceye keyifli başlamak için daha iyisi olamazdı. 




Biraz bekledikten sonra masamıza oturduk. Mekan basit ama zevkli döşenmişti ve özellikle kasalarla arka fonda duran sebze ve meyveler ile asılı olan etlerin olduğu bölüm dikkat çekiciydi. 




Bu açık mutfağın tam önündeki masada oturduk ve başlangıç olarak buranın da İtalyan mutfağı olmasını fırsat bilerek bruschetta ile açılışı yapmak istedik. Tv programlarında da her defasında söylediği gibi basit tarifler kullanıyor ama kaliteli malzeme ve doğal sunum ile işin tadı bir başka oluyor. 




Bu nefis başlangıçtan sonra masamıza bakan ve adeta ateş gibi olan garsonumuz ana yemekler konusunda bitmek bilmeyen sorularımıza sabırla cevap verdi. Burada menü sürekli değiştiği için bazı yemekleri bulamayabilirsiniz ama değişmeyen lezzetler de mevcut. Mesela Spaghetti Alla Norma ya da Tagliatelle Bolognese




Ama et istiyorsanız çok değişik bir alternatif önerebilirim. Kuzu şişi menüde görünce şaşırdım ama bu bildiğiniz kuzu şiş değil. Şişin üstüne kuzunun her yerinden etler diziliyor. Antrikot, ciğer, böbrek ve aralarına ananas... Patates salatası üzerinde servis ediliyor. Gerçekten mükemmel bir lezzet oluyor.




Burada en fazla tercih edilen ve adeta buranın simgesi olmuş olan Jamie's Italian Burger ağzının suyunu akıtacak kadar iyi servis ediliyor. Burger seven birisiyseniz bunu atlamayın. Dışı iyi pişmiş ama suyu içinde köftesi ve taze ekmeğiyle içine koydukları basit ama lezzetli sosuyla bu lezzet kaçırılmaz.




Menüde fazla çeşit yok ama ufak dokunuşlarla klasik yemekleri daha mükemmel hale getiriyorlar. İşte 2013 Ekim itibariyle güncel menüleri bu...




Londra'da Canary Wharf'daki restaurant bizim büyük beğenizimi kazandı. Fiyatlar ucuz değil ama sonuna kadar hakediyorlar. 


Adres: Canary Wharf Unit17 - 2 Churchill Place - Londra

Tel: 020 3002 5252


Bu arada Tüm Britanya'da 34 restauranta ulaşan Jamie's Italian çok yakında İstanbul'da olacak. Zorlu Center'da açılacak olan restaurantı dört gözle bekliyorum. Jamie de bir açıklama yaptı ve 

“Jamie’s Italian’ı Türkiye’ye getirmekten dolayı oldukça 
heyecanlıyım. 

İstanbul, gerçekten muhteşem yeme-içme dünyasına sahip canlı, hareketli bir şehir. Aynı zamanda İstanbul’un tam kalbinde yer alan ve yeni çekim merkezi olmaya aday olan Zorlu Center’da olmak Jamie’s Italian ailesine mükemmel bir katkı olacak. " dedi. 


İşte İstanbul'daki mekanın görüntüsü de bu: 




ŞELALE RESTAURANT - BOZÜYÜK

İstanbul'dan çıkıp Eskişehir ya da Antalya istikametine gidiyorsanız Bilecik-Bozüyük arasında dağ yolunda Şelale Restaurant'a mutlaka uğramanız gerekiyor. İlk kez 1994 yılında maç anlatmak için Eskişehir'e giderken uğramış ve kendimiz pişirip kendimiz yerken adeta mest olmuştuk. O zaman şu anki yerinden daha ufak bir mekana sahipti. Yanda gürül gürül akan dere ve dağ havasında et yemenin tadı bir başka oluyor doğrusu...



Burada mola verdiğinizde isterseniz mangalı söyleyip kendiniz pişirebilir isterseniz sipariş verip gelmesini bekleyebilirsiniz. Hava güzelse bence ilk seçenek çok daha keyifli oluyor. Çoban salata ve bıçakla kesebileceğiniz yoğurt ile acılı ezme hemen masaya geliyor. 




Burada tabii ki et yemek gerekiyor. Etleri kiloyla sipariş verebilirsiniz. Ben ilk olarak kasap köfte ve sucuk ile başlamanızı tavsiye ederim, özellikle kasap köftesi çok lezzetli. Sonrasında ise hangi eti seviyorsanız söyleyebilirsiniz. Ben antrikot tercih ederim. Ama dağ havasından mıdır, yanda akan dereden midir yoksa kesilen hayvanların bu coğrafyada yetişmesinden midir çok lezzetli geliyor insana...


Şelale'de keyifli bir et ziyafetinden sonra sıra tatlıya gelince size şiddetle kabak tatlısını tavsiye ederim. 1994'de Eskişehir'den yayından dönerken Erman Hocam burada 4 porsiyon kabak tatlısı yiyerek hepimizi şaşırtmıştı. Geçen yıl ben uğradığımda aynı lezzeti koruduklarını gördüm. 




Şelale'de yemek keyifli ama geçen yıl önceki yıllara göre fiyatların biraz arttığına şahit oldum. Korkutacak kadar pahalı değil sadece biraz artmış. Eğer bu yolda seyahat ediyorsanız Şelale'de mola vermelisiniz. Yeri kolay Bilecik'ten 10 km. sonra dağ yolunda sağda... Kışın kapalı yerinde Ligtv de mevcut, aklınızda olsun...


Tel: 0228 2842163


ALİ RIZA'NIN YERİ - GÜMÜŞLÜK

Bodrum sevenleri için gerçek bir cennet. Benim ilk tercihim olmasa da Bodrum'u severim, en son bayram tatilinde Doria Otel'de harika 6 gün geçirdik. Bitez'in enfes koyunda tertemiz plajı ve güzel ortamıyla Doria kesinlikle tavsiye edebileceğim bir otel. Muhteşem manzarası ve ilgili personeliyle Doria benden tam not aldı. Doria Beach ise en güzel koylardan birinde ve burada öğle yemekleri muhteşem. Özellikle kıtır lahmacunu ve pidelerini tavsiye ederim. Burada kaldığınızda kendinizi çok iyi hissediyorsunuz. 



Doria'da kaldık ama akşamları Bitez dışında dolaşarak değişik lezzet mekanları aradık. Gümüşlük'te gündüz yaptığımız tekne gezisi dalgalı deniz yüzünden biraz kabusa dönse de sonrasında akşam yemeğinde dostlarla keyifli bir sohbet bizi kendimize getirdi. Burada kalan arkadaşlarımızın tavsiyesi ile Ali Rıza'nın yerinde hınca hınç kalabalığın arasındaki masaya oturduk. 




Bayram tatilinde oturduğunuz mekandan çok fazla ilgi ve yemeklerde özen beklememek gerektiğini bir kez daha anladım. Ama ortam güzel olunca bunları unutabiliyorsunuz. Masaya önce hardal ve turp otu geldi ve yanında salata. Fena değildi ama Cunda'nın gözünü seveyim...




İyi peynir ve güzel kavun da olunca başlangıç güzel oldu. Sonrasında masaya salatalık turşusu geldi. Bu gerçekten çok lezzetli ve buraya özel bir lezzet. 




Ara sıcak olarak bizim her zamanki favorimiz olan Izgara Kalamar sipariş ettik. Kalamar iyi ızgara edilmişti ama içine o kadar çok pul biber konmuş ki acı sevmeyenlerin ağzına bile sürmesi zordu. bayram yoğunluğunda ustanın elinin ayarı biraz hatta fazlaca kaçmış. Ben zaten Kalamar ve Karidesin pul biberle tatlandırılmasına anlam veremiyorum. 




Bu kalamarın Bayram dışında normal bir zamanda daha iyi servis edileceğine eminim. Neyse balık kısmına gelirsek; barbun siparişi verdik ve harika kızarmış taze barbunları çok beğendik. Etraftaki masalara bakınca gelen balıkların hep beğenildiğine şahit oldum.




Gümüşlük'te balık yemek için Ali Rıza'nın yerini tavsiye ederim. Ama dediğim gibi Bayram Çılgınlığı olmayan bir zamanda mesela Eylül'de tekrar uğramak isterim eminim daha memnun kalırım. 


Tel: 0252 3943047


ALİ BABA RESTAURANT - BÜYÜKADA

İstanbul'da balık yemek için çok farklı alternatifler mevcut ama benim ilk 3 sıramda yer alan balıkçılardan birisi Büyükada'da Ali Baba.. Özellikle Anadolu yakasında oturanlar için Ada yolculuğu hem çok kolay hem de çok keyifli. Bostancı'dan motorla deniz havasını içinize çekerek Ada'ya gitmek başlı başına bir zevk. Yazın en sıcak günlerinde bile püfür püfür esen bir öğleden sonra ya da sonbaharda yapraklar dökülürken bir erken kaçamak için Büyükada tercih edilebilir. Ada'da bir yürüyüş ve tarihi evlere bakarak gezdikten sonra Ali Baba'ya oturma zamanı gelmiş demektir. 


Özellikle yaz aylarında saat 17'den geceyarısına kadar burada masa bulmanız zor, onun için rezervasyon yapmadan gitmeyin. Masaya oturunca meze tabağı arz-ı endam ediyor ve burayı diğerlerinden ayıran taptaze mezelerden istediğinizi seçebilirsiniz. Benden söylemesi balık yemek istiyorsanız meze sayısını sınırlı tutun. 


Ne isterseniz taze ve özenle hazırlanmış ama benim damak tadıma hitap edenler arasında ahtapot salatası, patlıcan ezme, semizotu ve deniz börülcesi ilk sıralara yerleşirler. Rakı sofrasının olmazsa olmazı beyaz peynir ve kavun da olmalı. Burada servis edilen peynit bile nasıl özel bir yere geldiğinizi size kanıtlayacak.

Burası Ada'nın en köklü balıkçılarından hatta şimdi restaurantın olduğu yerde Atatürk balık yemiş. Buranın kurucusu rahmetli Ali Baba ise yıllarca işin başında durarak kaliteden ödün verilmemesini sağlamış. Şimdilerde de damadı Ali aynı geleneği sürdürüyor. Uzun sohbetler için ideal olan mekanda bana göre en iyi yaptıkları şey ara sıcaklar. Başka bir yerde dönüp bakmayacağınız kızartma kabak özel formülle kızartılıyor ve kağıt gibi oluyor.


Sonrasında ise bana göre İstanbul'un en iyi Izgara Kalamarını yemelisiniz. Çoğu yerde pul biber ile tadı bastırılmış olarak servis edilen ızgara kalamar burada bacaklarıyla ve iyi marine edilerek ızgara ediliyor. Benim ve Ebru'nun favorisi...


Sıra balığa geldiğinde ise o mevsimde ne yenirse onu sipariş edin ama eğer varsa Ada Tekiri mutlaka denemelisiniz. Bu tekir sadece ada etrafında bulunuyor ve çok taze. Biz en son gittiğimizde mevsimi olduğu için sardalya istedik ve ızgara sardalya masaya gelince önce görüntüsü sonra da tadı bizi mest etti. 


Ali Baba bana göre İstanbul'da balık yemek için en iyi yerlerin başında geliyor. Harika bir manzara, iyi ve güleryüzlü servis ve lezzetli yemekler; daha ne olsun? Hesap çok ucuz değil ama çoğu yerde berbat servis ve vasat yemeklere verdiğinizden fazla da değil...


Yemeğin üstüne yazın Pirinkipo Dondurması kışın da sıcak bir kahve iyi gider. Dönüş vapurunun saatine iyi bakın yoksa Ada'da kalabilirsiniz. Yeri kolay; vapurdan inince soldan devam edin sona doğru göreceksiniz. 

Tel: 0216 3823733

BENUSEN ESNAF LOKANTASI - KADIKÖY

Kadıköy'de çarşıda dolaşmayı sevdiğimi önceki yazılarımda belirtmiştim. Öğlen yemeğinde çok alternatif olmasına rağmen eğer saatinde yetişebilirsem Benusen Esnaf Lokantasına gitmeyi çok seviyorum. Burada 11,5 gibi başlayan serviste 13.00 gibi yemekler bitmeye başlıyor. Onun için elinizi çabuk tutmalısınız. 



Tam karşısında bulunan ve içki servisinin yapıldığı kardeş mekanla karıştırmayın. Burası sadece öğle yemeklerinde açık olan ve inanılmaz ucuz fiyatlarıyla çevre esnafının ve öğrencilerin akın ettiği bir lokanta. Burada 10 TL ödeyerek karnınızı doyurmanız mümkün. Fiyatlar ucuz ama yemekler çok lezzetli. İşini hakkıyla yapan ve temiz bir mekan. Ben Benusen'de en çok Ciğer ve Fırın Makarna seviyorum zaten en çabuk onlar bitiyor. 




Bu tür esnaf lokantalarında menüde yer alan en önemli yemek bence kuru fasulye. Kuruyu iyi yapar pilavınız da güzel olursa sırtınız yere gelmez. Benusen'de kuru fasulye tam kıvamında ama pilav bazen diri diri olmayabiliyor. O kadar kusur kadı kızında da olur. 




Burada 10 çeşit sulu yemek, zeytinyağlı çeşitleri ve günün özel spesyalini yeme şansınız var. Servis çok hızlı ve kullandıkları yağ kesinlikle midede ekşime yapmıyor. Dediğim gibi ciğer bulursanız kaçırmayın yanına bir pilav ve içecekle birlikte Şubat 2014 fiyatlarıyla 10 TL verin. Ben her ay mutlaka bir kez uğruyorum. Dolma ve tavuk sote de diğer tavsiyelerim..



Yemeğin üstüne burma kadayıf güzel gidiyor ve tadı fena değil. Ben burayı çok seviyorum ama bazı arkadaşlarım aynı fikirde olmayabiliyor. Bence siz deneyin ve kararı verin. 

Adres: Caferağa Mah. Neşet Ömer Sokak 13


Telefon: 0216 338 8418 

CAFE & TAPAS - MADRİD

Madrid'e ilk olarak 1998'de gitmiştim ve Barcelona'yı gördükten sonra bana pek çekici gelmemişti. Geçen yıl ikinci kez gittiğim Madrid'de önce Real Madrid-Galatasaray sonra da Real Madrid-Anadolu Efes maçlarını izleme şansı buldum. Şehri gezince biraz fikrim değişti ama bana göre Madrid Ankara'ya benziyor, Barcelona ise İstanbul gibi...


Madrid'de tabii ki Tapas barları çok meşhur. Şehirde her köşede irili ufaklı tapas yiyip bir kadeh şarap içebileceğiniz yerler var. İlk akşam otelin karşısında ayaküstü takıldığımız yer de güzeldi ama ertesi gün şehir merkezinde yer alan Cafe &Tapas bana göre bir üst seviyedeydi. 


Burada çok çeşitli tapas'ların tadına bakmanız mümkün. Peki tapas ne demek: Basit bir tarifle ; Tapas ortaya paylaşmalık olarak gelen küçük tabaklarda servis edilen tüm mezelere verilen ortak isim. Eskiden barlarda içkilerin içine toz veya sinek kaçmasın diye bardakların üstüne küçük tabaklar konulurmuş. Daha sonra bu tabaklara içkiye yakışan mezeler doldurulmaya başlanmış. Bu tabakların ismi olan tapas işte böyle doğmuş.


İspanya'da yemeğe oturunca bence mutlaka Sangria söyleyin. İster bir bardak ister benim yaptığım gibi 1/2 litre sürahide mutlaka tadına bakmalısınız. Tapas'ın yanında da çok iyi gidiyor. Masaya siz oturunca ikram olarak değişik kuruyemişler ve yeşil zeytin geliyor. Tapaslar çok çeşitli istediğinizi seçebilirsiniz. Patates düşkünü olan ben fırında patates üzerine acı sos ile başladım.


Daha sonra sıra kalamara geldi. İspanya'da yediğim kalamar bizde balıkçılarda verilse sanırım 2 porsiyon olarak hesaba yazılırdı. Bizde kalamar çoğu yerde altınla yarışıyor.

Doymadıysanız minik hamburgerlerin de tadına bakabilirsiniz. Ayrıca klasik ekmek üstü tapaslardan istediğiniz sayıda sipariş edebilirsiniz. Ben ilk gece gittiğim yere göre burayı lezzet olarak çok daha başarılı buldum. Ama orasının atmosferi daha güzeldi. 


Madrid'e gidince Plaza del Sol'a çok yakın olan burayı deneyebilirsiniz. Fiyatlar orta seviyede kışın değişik dekore edilmiş iç mekanı da güzel...

Adres: Montera 10 Madrid 



ERTUĞRUL PİDE - TRABZON

Maç için sık sık gittiğim Trabzon'da pide yemek için iki farklı alternatifim var. Bunların içinde en sevdiğim yer ise Meydan'da köşede yer alan "Ertuğrul Fırın ve Pide"... Gerçek Karadeniz pidesi yemek istiyorsanız mutlaka buraya uğramalısınız. Dışarıdan bakınca ekmek fırını gibi gözükebilir (zaten aynı zamanda ekmek fırını) ama içeri girin ve üst kata çıkın. Ufak bir yer, salaş ama bir o kadar da temiz. 



Resimde de göründüğü gibi hem ekmek yapıyorlar hem de isteğe göre pide. Trabzon'un yerlileri sabah kahvaltısında burada boş pide sipariş edip kendi tereyağlarını getirerek kahvaltı yapıyorlar. Biz oteldeki klasik kahvaltıdan vazgeçerek sabah gittik ve peynirli pide ve çay ile harika bir güne başlangıç yaptık. 



Burada basit bir menü var. Peynirli ve kıymalının yanında kuşbaşılı ya yapıyorlar hepsi bu. Ama pideden bir lokma aldığınız zaman "Bu pide ise ben İstanbul'da ne yedim" dememeniz mümkün değil. Önceki yıllarda peynirli pidenin kenarına küçük bir bıçak saplar verirlerdi, çatal falan yoktu şimdi çatal de veriyorlar ama ihtiyacınız yok. Kenarlarını koparın ve ortasına banarak başlayın.




Sabah kahvaltısında yemedik ama daha sonra öğlen saatlerinde gittiğimiz zaman kapalı kıymalı pide ziyafeti çektik. Bu pideyi de üstünü bıçakla açarak bana bana yemeniz gerekiyor. Bu pideleri lezzetli yapan malzemenin çok iyi olması. Hamuru da kıvamında olunca geriye bir şey kalmıyor zaten. Yemek sonrasında gelecek hesaba şaşırmayın burası çok ucuz. Yeri basit meydanda sol üst köşede...