KALNTERİMİ RESTAURANT - MYTİLENE

Midilli adasındaki son günümüzde feribotun kalkacağı adanın en büyük yerleşim merkezi olan Mytilene'de vakit geçirmeye karar verdik. Burası diğer yerler gibi küçük ve otantik değil daha çok bir şehir havasında. Zaten adada en fazla nüfus burada yaşıyor. 45 dereceyi bulan sıcakta kiralık arabayı teslim ettikten sonra 200 metre yürüdük ve ter içinde kaldık. Yemek için bize önerilen Kalnterimi'yi çarşı içinde bulunca çölde vaha bulmuş gibi sevindik. Gölge ve esen bir yerde adından da anlaşılacağı gibi kaldırımın üstünde şirin bir restoran. Burası feribotu bekleyen Türklerin ve ağzının tadını bilen Yunanlıların uğrak noktası. 


Biz gittiğimizde sadece 1 boş masa vardı ve içerisi öğlen ouzosuna gelmiş Yunanlı doluydu. Masamız hazırlandı ve siparişleri almak için gelen kadın garsonumuz Türkçe anladığı için işimiz kolay oldu. Biz 4 gündür ahtapot ve kalamar yemekten bıktığımız için burada farklı şeyler denemek istedik. Ama etraftaki görüntü burada da ahtapot ve kalamarın iyi yapıldığını gösteriyordu. Garsonumuz bize etli yaprak sarma önerdiğinde "Bizde kralı var" dedik ama ısrarla "Bunu başka yerde bulamazsınız" dedi. Ortaya söyledik. Ve sonuçta o haklı çıktı. Üzerine yaptığı harika sos ile yaprak sarma inanılmazdı. Sonra o sosun tarifini de aldık tabii ki...


Yine Greek Salad söyledik ve üzerinde kekikli peynirle mükemmeldi. Ayrıca bizim Kelle Peyniri dediğimiz peynir kızartılarak getirildi ve onu da çok beğendik. Masanın sarma ile birlikte yıldızı ise ot salatası oldu. İçinde radika, kuzukulağı ve turp otu olan bu taze lezzet limonla harika gidiyor. Burada zengin bir zeytinyağlı menüsü var. Yine başka yerlerde de sık sık gördüğümüz ve ufak köfteye benzettiğimiz tabağın içinde aslında bakla olduğunu öğrendiğimizde ise şaşırdık. Yunanlılar mutlaka meze olarak bakla yiyorlar. Burada yine patlıcan ezme yani herse sipariş etmeden duramadık çok güzeldi. 


Kabak çiçeğinin hem dolmasını hem de içine peynir koyarak kızartmasını yapıyorlar. Burada menüde İzmir Köfte görünce çok şaşırdım ama deneme şansım olmadı. En sevdiğim balıklardan olan Sardalye ise tam mevsiminde olduğumuz için tercihimiz oldu. İri sardalyeler ızgara pişmiş ve tam kıvamındaydı. İnsan yemeye doyamıyor. Bizde hala ufacık sardalyeler servis ediliyor. Taze balık iyi de pişirilince bir başka oluyor. Ben ızgara köfte istedim ama bizdeki köfteleri düşününce biraz hayal kırıklığına uğradım. Masadaki tek vasat yemek köfteydi. 


Burada şarap sosunda ahtapotu da iyi yapıyorlar. Yemeğim sonunda ikram olarak bademli pasta veriyorlar, tadı güzel. Ev yemekleri ve zeytinyağı konusunda başarılı bir yer ama bizim tarafta Ayvalık'taki Paşa Lokantasıyla boy ölçüşemez. Yine de eğer Mytilene'de acıkırsanız ilk tercihiniz burası olmalı. Yemek sonunda gelen hesap adam başı 13 euro oldu. 

Adres: Thasou 2 Mytilene - Lesvos

Telefon: 00 30 2251 046577

TRİENA RESTAURANT - MOLİVOS

Tam 40 yıldır karşıdan baktığımız Midilli adasına neden daha önce gitmemişiz hayret ediyorum. Arada fazla mesafe yok ama kalite ve lezzet olarak inanın çok mesafe var. Midilli'ye Jalem Tour'un bu yıl hizmete soktuğu katamaran ile 40 dakikada kolayca ulaştık. (Gidiş-Dönüş 35 Euro) Adada günlüğü 50 euroya kiraladığımız arabalara atlayarak 1 saat 15 dakika uzaklıktaki Molivos'a geldik ve Adonis Hotel'e yerleştik. Yol dağlardan geçiyor ve virajlı ama keyifli. Otel ise konum olarak mükemmel yerde, odalardaki mobilyalar biraz eski ama yeterli. Balkonundan harika kale manzarası görülüyor ve denize 5 dakika uzaklıkta. Otelde 2 kişilik odanın fiyatı 50 euro... Ben denize sıfır olan Molivos 1 için de olumlu şeyler işittim bir dahaki sefere bu oteli deneyeceğim. 


Otele yerleştikten sonra çok acıktığımız için yakında bir yer aradık ve tam deniz kenarında yer alan Triena Restaurant'da karar kıldık. Manzarası çok güzel ve tam bir aile işletmesi. Burada siz masaya oturunca hemen kağıttan masa örtüsü ile masa kaplanıyor ve servis getiriliyor. Ardından az buçuk Türkçe de bilen garsonumuz gelerek detaylı bir şekilde siparişlerimizi alıyor. Adanın yabancısı olduğumuzdan ve porsiyonları bilmediğimizden aslında ne kadar çok sipariş verdiğimizi yemekler gelince anlıyoruz. 


Öncelikle içeceklerden bahsetmek gerekirse Mythos birasını ilk kez içtim ve beğendim ama Alpha daha güzel. İsterseniz adanın kendi üretimi şaraplar da mevcut. Yemeğe başlangıç olarak olmazsa olmaz Greek Salad söyledik. Bizim çoban salatanın irice doğranmış ve üzerine bir kalıp peynir eklenmiş olanı. Ama peynir çok lezzetli. Musakka ise burada biraz farklı yapılıyor. İçinde patlıcan,patates,biber ve et olan musakka güveçte ve üstünde eritilmiş peynirle geliyor. Ben çok beğendim. Masanın favorilerinden birisi de patlıcan ezme oldu. Tadı harikaydı. Ekmekleri de tam köy ekmeği ve kalın kabuklu. Bu lezzetlerle başladık ama neredeyse ana yemekler gelmeden neredeyse doyduk. 


Sıra geldi deniz ürünlerine... Ben ve Ebru birer porsiyon ızgara kalamar ve ızgara ahtapot söyledik ve paylaşmaya karar verdik. Gökçe kılıçbalığı ızgara isterken, Şebnem midye söyledi. Feyza-Onur ise bizimle aynı siparişi verdi. Tabii ki ortaya gelen patates kızartmasını da unutmayalım. Bizim gittiğimiz gün Türkiye'den gelen bir tur vardı ve masalar doluydu bu nedenle servis biraz yavaş kaldı ama siparişlerimiz birer birer gelmeye başlayınca bunu hemen unuttuk. Izgara Kalamar inanılmaz büyük ve doyurucu olarak geldi. İyi pişmiş ve içi sulu kalmıştı. Izgara ahtapot geldiğinde ise şaşkınlıktan ne diyeceğimi bilemedim. Porsiyona bakın ve siz karar verin. Hatta garsona emin olmak için "Bu 1 porsiyon mu" diye sordum ve "Evet" cevabını alınca yıllardır ülkemizde küçücük tabaklarda fahiş fiyata yediğimiz deniz ürünleri aklıma geldi. Kalamar ve ahtapotun fiyatı 8 euro... 


Yıllarca kazık yemenin acısı bir yana bu ahtapotun lezzeti bir yana değişik duygular içinde kaldım. Masaya gelen midye ve kılıçbalığı filetonun da tadına baktım. Ülkemizde yine çok pahalı satılan kılıçbalığı harika ızgara edilmiş ve eti yumuşacıktı. Midye ise harika bir sosla hazırlanmış ve çok lezzetliydi. Triena adada en beğendiğim 2. restoran olmayı başardı. Üstelik kalabalığa rağmen garsonumuzun yüzünde gülümseme hiç eksik olmadı.


Burada biz denk gelmedik ama Cumartesi akşamları sirtaki eşliğinde Yunan Gecesi düzenleniyor. Bu yemeğin sonunda bir sürü bira ve kola ile hesap 6 kişi için 115 euro oldu. Ama yemediğimiz bir şey kalmadı. Yolunuz Midilli ya da onların dediği gibi Lesvos'a düşerse kesinlikle Molivos'ta kalın ve Triena'ya gidin.

Tel: 00 30 225 307 1350

BİZİM MİDYECİ AZİZ - ALTINOVA

Her yaz tatil için farklı yerlere gitsem de çocukluğum ve gençliğimin geçtiği, unutulmaz anılarım olan Altınova'nın yeri farklıdır. Burada huzur içinde tatil yapmanın keyfini yaşıyorum. Sahilde favori yiyeceğimiz ise midye dolma. Türkiye'nin her bölgesinde olduğu gibi burada da midye dolma işini aslen Mardin'li olan Aziz yapıyor. Mardin-Midye ilişkisi üzerine bir araştırma yapmak gerekir ama o farklı bir yazının konusu olabilir. Her tatilde Aziz'in midyelerini yemek için sabırsızlanırım. 


Gençlik yıllarımda bu midyelerden 100 tane yemişliğim vardır. Şimdi biraz daha kontrollü davranmak gerekiyor ama o kadar lezzetli yapıyor ki bu kontrolü sağlamak biraz zor oluyor. Aziz'in kendi eliyle de yedirdiği oluyor bazen. Midyeler Foça'daki çiftlikten geliyor ve evde Aziz'in eşi baharatını pirincini tam kararında ayarlayarak içini hazırlıyor. Satış işi ise Aziz ve oğlunun elinde. Ayrıca akrabaları da sahilde midye satıyor. 


Her zaman güler yüzlü ve cana yakın olan, herkesle iyi geçinen ve gönlü zengin olan Aziz satış işini çok iyi beceriyor. Sabah ağzına kadar dolu olan tepsisini akşama kalmadan bitiriyor. Midye ile en iyi giden buz gibi bir bira tabii ki... Hemen arka taraftaki SSK Gazinosundaki zehir gibi servis elamanlarına bir seslenin biranız soğutulmuş bardakta elinizde olacaktır. Deniz kenarında bundan daha büyük bir keyif olabilir mi? 


Bu arada 2014 yazında fiyatlar şöyle: Küçük boy: 50 kuruş, Orta boy: 75 kuruş ve Büyük Boy: 1 TL...Aziz kışın Altınova merkezde arabada satışa devam ediyor. Ayrıca ona ulaşmak isterseniz Facebook'ta "Bizim Midyeci Aziz" olarak bulabilirsiniz. Sahilde sürekli dolaşan midyecinizin nerede olduğunu öğrenmek isterseniz cepten arayabilirsiniz. 

Tel: 0532 693 3405 - 0545 302 1274


MURİA TOU MIRIVILI - SKALA SKAMNİAS

Midilli gezimizin en özel yeri olan Skala Skamnias'da yine bu gezinin en güzel yemeğini yediğimiz için ilk olarak bu restoranı yazmaya karar verdim. 4 gün kaldığımız Midilli ya da dünyanın tanıdığı adıyla Lesvos'ta en beğendiğimiz yer burası oldu. Kaldığımız Molivos'tan yola çıkarak 20 dakikalık bir dağ yolculuğu sonrası Assos'un tam karşısına denk gelen Skala Skamnias'ya ulaştık. Burası 10-15 evin olduğu masal havasında bir köy aslında. Masal dünyasında ya da bir film platosunda gibi hissederek hayran hayran iskeleye geliyoruz. Kayalıkların üstünde kilise ve küçük limanıyla harika bir yer. 



Limanda toplam 4 tane mekan var bunlardan ikisi cafe ikisi de restoran. Burada yemekten önce arka tarafta bahçesi olan Cavos adlı cafede bir frappe içebilir ve hemen yanındaki çakıllı plajından harika bir koyda denize girebilirsiniz. Biz öyle de yaptık. Öğle yemeği için vakit erken olduğundan önce biraz oturduk sonra da Lesvos'daki en güzel denizlerden birisine girip yüzdük. Aman dikkat deniz kestaneleri can yakabilir. Burada şezlong falan yok atla denize çık havluyu ser yat. 



Yüzdünüz, acıktınız ; o zaman limana bakan tarafa geçerek devasa dut ağacının altındaki Muria sizi bekliyor. Burasının hikayesi de var. Dünyaca ünlü Yunanlı yazar Stratis Mirivilis'in baba evi Skamnia'da bulunuyor. Yazar iskeledeki Deniz Kızı-Meryem Ana kilisesine, açık denize ve bizim kıyılara bakarak 130 yıllık dut ağacının altında hikayelerini kağıda dökermiş. O yıllarda bu mekan Patsu'nun kahvesiymiş ve her bölgeden gelenler onun kahvesini içmeden ya da 2-3 kez damıtılmış ouzo'sunun tadına bakmadan dönmezlermiş. Ayrıca anlattığı hikayeleri de dinlemeye bayılırlarmış. İşte o ağacın altında şimdi harika bir balık restoranı hizmet veriyor. Mirivili'nin orijinal el yazması notları ve kitapları da sergileniyor. 



Burada uzun saçlı olan garson iyi Türkçe biliyor. Zaten yazın gelenlerin büyük çoğunluğu Türklerden oluşuyor. İsteyene ouzo yerine rakı da veriyorlar. Deniz ürünleri konusunda adada her yerden memnun kaldık ama burası bir tık daha üstteydi sanki. Buranın spesyali olan istakozlu makarnadan yemedik ama yan masaya gelen tabak dikkat çekiciydi. Ben adada kaldığım 4 gün boyunca ahtapot ve kalamarı her öğünde yedim. Burada gelen ızgara ahtapot ise en lezzetlisiydi. Bu kadar büyük ve kalın bir bacağın bu kadar yumuşak ve lezzetli olması onların sırrı herhalde. Kalamarın hem tavası hem de ızgarası geldi masaya ikisi de muhteşemdi. 



Greek Salad 4 gün boyunca favorimiz oldu belki ama benim canım domates ve soğandan oluşan basit bir salata istediğinde "hayır" demediler ve onu da yaptılar. Bilmiyorum neden ama domates de soğan da bizimkilerden lezzetliydi. İşin içine süper bir zeytinyağı da girince aman aman... Adaya özgü Labotiri peyniri de her öğünde vazgeçemediğimiz lezzetlerden birisi oldu. Hem kızartma hem de ızgarası harika oluyor. Öğlen vakti ouzo canınız istemezse birları da güzel. Ben en çok Alpha birasını beğendim. Mythos da fena değil. 



Karidesi de her türlü hazırlıyorlar ama yukarıdaki versiyonu en başarılı olanı. Suyuna kızarmış ekmek banarak yemek harika oluyıor. Biz genelde ahtapot-kalamar ve türevleri ile karın doyurduk ama burada balık da yemek istedik ve Ebru'nun en sevdiği balık olan tekirde karar kıldık. Bizim balıkçılarda barbun diye satılan tekirler iri ve tazeydi. Ayrıca her öğünde patates kızartması yedik ve burada da anne usülü hazırlanmış ve çok lezzetliydi. Burada resmini çekmeyi unutmuşum ama patlıcan salatası (herse) de masanın favorilerinden birisi olmayı başardı. 



Bu kadar harika yemek ve bir dünya içecekle birlikte harika ve güleryüzlü servis sonrasında 6 kişi için gelen hesap ise bu. Bu masa için 97 euro hesap ödedik. Adam başı bahşişle birlikte 17 euro. Zaten adada belli bir standart var ve en fazla adam başı 20 euro ödeyip tıka basa yemeniz mümkün. Bizim güzel ülkemizde balıkçılarda hem ufacık porsiyonlarda mikroskobik olarak gelen deniz ürünlerini hatırlayıp hem de ne kadar kazık yediğimiz aklımıza geldi. Midilli'ye giderseniz Skala Skamnias'yı mutlaka gezin ve dut ağacının altında yemek yemeden dönmeyin. 

www.underthetree.gr

Tel: 00 30 22550 5319