LEMAN KÜLTÜR - CADDEBOSTAN

Anadolu yakasında kahvaltı için mekan aradığımızda biraz da tesadüf eseri farklı bir yer bulduk. Bağdat Caddesinde Caddebostan'da açılan Leman Kültür kahvaltı konusunda büyük bir iş başarmış. Leman uzun yıllardır keyifle okuduğum bir dergi. Ama bugüne kadar hiç Leman Kültür'de oturma şansım olmadı. Karlı bir Pazar içeri girince çizgi karakterlerin bizi karşılaması çok güzel oldu. Dekorasyon ve masa yerleşimi başarılıydı. Biz dükkanın sonunda yüksek tabureli masaya oturduk. Servise gelen garsonumuz Pazar gününe özel serpme kahvaltı olduğunu söyleyince tercihimizi ondan yana kullandık. İyi ki de öyle yapmışız. 

Artık sadece pazar değil hergün serpme kahvaltı veriliyor. Masamız donatılmaya başladığında bu kahvaltıda bir tek kuşsütü eksik diye düşünmeden edemedik. Çoğu yerde serpme kahvaltı var ama Leman Kültür çeşitleri seçerken doğru tercihler yapmış. Bunun yanında kullandıkları malzeme de çok kaliteli. Peynir çeşitleri arasında lor ve burgu öne çıkıyordu. Sucuklu yumurta kıvamında pişirilmişti (İsterseniz kavurmalı yumurta ya da menemen olabiliyor) Ev yapımı tadında yumurtalı ekmek, gözleme ve sigara böreği aynı tabakta sunuluyor. 



Acuka ya da ezme, siyah-yeşil zeytin zaten standart. Üzerine kaşar rendelenmiş salçalı sosisi çok sevdim. Patates olmadan yaşayamayanlardan birisi de ben olduğum içim kahvaltıda bile isterim. Soğan ve biberle sotelenmiş patates süperdi. Salamın kürdanda servisi hoştu. Ayrıca zeytinyağı ve balsamik içinde peynir parçaları ekmek banmak için sizi bekliyor. Simit olmadan kahvaltı olmaz tabii ki... Karışık kızartma herkesin bayılarak yediği ve yazın daha çok yapılan bir yemek. Burada kahvaltıda oldukça büyük bir tabakta gelen kızartma masanın yıldızı olmayı başardı. Üzerinde yoğurt ve salçalı sosla süper gitti.



Ben tuzlu kısmı bitmeden tatlı kısmına geçmediğim için sona bıraktım. Yoğurt üstüne konulan nar ve çilek kahvaltıda her zaman bulamayacağınız bir lezzet. Ayrıca sağlıklı beslenmek isteyenler için minik kaplarda kurutulmuş kayısı ve incir de var. Üçlü şirin tabaklarda portakal ve vişne reçeli ile nutella veriliyor. Diğer tarafta bal-kaymak ve tereyağı yine üçlü olarak masada... Sürekli sıcak ekmek ve simit servisiyle birlikte uzun ve güzel bir kahvaltı yapmak mümkün. Ben masadakilerin hepsini beğendim "Şu Kötüydü" dersem haksızlık yapmış olurum. Aralık 2014 itibariyle adam başı sınırsız çay ile 30 TL olan kahvaltıyı herkese tavsiye ederim. 



Leman Kültür'ü Beşiktaş'ta bizim mahalleden Erdal işletiyor ama bu yazıda hiç torpil geçmedim emin olun. Başka bir zamanda menüdeki diğer yemekleri tadmak için tekrar ziyaret edeceğim. 

Bağdat Caddesi, Mustafa Kemal İş Merkezi, No 273, Kadıköy

0216 360 6066

BYRON - CHELSEA LONDRA

Londra'ya gitmeden "Ne Yemeli" araştırmasını yaptığımızda hemen herkesin önerdiği bir burger restoranı karşımıza çıktı: Byron. Bu zincir restoran hamburgerinin lezzeti ile nam salmış. Biz Londra'nın en sevdiğimiz bölgesi Chelsea'de gezerken Byron'a uğramaya karar verdik. King's Road hem ünlü markaların şık dükkanlarının olduğu bir cadde hem de Saatchi Gallery gibi önemli bir sanat galerisini gezme şansınız var. Biz güzel bir sergiye denk geldik ve modern sanat eserlerini çok beğendik. Güneşli ama soğuk bir Londra gününde karnımız acıkınca Byron'a uğradık. Şehrin pek çok yerinde Byron var ama en şık restoran burada herhalde. İngiltere'de restorandan girince kafanıza göre bir yere oturamıyorsunuz. Girişte beklemeniz gereken bölgede bir garsonun gelip sizi yönlendirmesi gerekiyor. Biz şansımıza hiç beklemeden uzunca bir masanın ucuna geçtik. 

Londra'da beni en çok şaşırtan insanların sabrı oldu. Herhangi bir yerde kuyruk uzun bile olsa sabırla bekliyorlar. Byron biz oturduktan sonra dolmaya başladı. Kapıda uzun bir kuyruk oldu ve garsonlar bekleyen insanlarla ilgilenmediği anlarda bile kimse dönüp "Hadi kardeşim acele edin bekliyoruz burada" demedi. Neyse menüye göz atarak siparişlerimizi verdik. Menü çok kalabalık değil ama gayet yeterli. Ben acısı bol Chilli Burger tercih ettim Ebru ise Cheese Burger istedi. Hem ev tipi patates hem de normal patates kızartması istedik. Ebru Coleslaw da söyledi. Burgerler açık mutfakta hazırlanıyor ama restoranda oturanlar kokuyu çok almıyor. 

Hamburger ekmeği çok lezzetli, içi güzelce kızartılmıştı. Hamburgerin yanında sadece salatalık turşusu konuyor tabağa. Nasıl pişmesini istediğinizi soruyorlar ve burgerin üstünde küçük bir bayrak bunu garsona hatırlatıyor. Burgerin lezzetine gelecek olursak gerçekten harika. Etin kalitesi ve kullandıkları malzeme çok çok iyi. Ne çok küçük ne çok büyük... Izgarada tam kıvamında pişirilmiş benim burgerimde chilli nefis bir acı kıvam yaratmıştı. Patatesler biraz vasat geldi. Bize çok parça pinçik bölümü gelmişit belki de şansımıza... Daha sonra yan masaya gelen patatesler daha güzel gözüküyordu. Önemli olan burger dedik ve bu küçük kusuru görmezden geldik. Burgerin lezzeti bütün kusurları örtecek derecede...

Bizim tadına bakma şansı bulamadığımız ama burada çok sevilen kızarmış kabak ve salatalar çok güzel gözüküyordu. Özellikle kızarmış kabağı neden yemedik diye hayıflandım artık bir sonraki sefere inşallah. İngilizler burgerin yanında milkshake içmeyi seviyorlar. Buranın çilekli milkshake'i meşhurmuş aklınızda olsun. Burger istemezseniz menüde güzel salatalar var. 

Ben Byron'ı çok beğendim. Londra'ya yolunuz düşerse şehirde çok şubesi olan Byron'da burger yemelisiniz. Çok ucuz olduğu söylenemez. Hesap yukarıda; İki kişi 30 Paund ödedik ama hak ettiler. 

300 King's RoadLondraGreater London SW3 5UH

Menüye göz atmak için : 

https://www.zomato.com/tr/london/byron-kings-cross-chelsea/menu#tabtop


BREAKFAST CLUB SHOREDITCH - LONDRA

Ülkemizde son dönemde Kahvaltı Mekanları oldukça popüler. Aynı şekilde Londra'da da kahvaltı için insanlar yeni yerler aramaya başlamışlar. Son yıllarda iyice ünü yayılan ve bizdeki Cihangir havasında bir semt olan Shoreditch'de yer alan Breakfast Club bunların içinde belki de şu anda en popüler olan yer. Eskiden akşamları gidilen bir club olan (Book Club) mekan üst katını kahvaltı için ayırmış. Buranın ilginç bir özelliği üst katta eski tip bir buzdolabının aslında alt kattaki özel kulübe giriş kapısı olması. Sadece özel müşterilere gelen bir parolayı söylediğinizde buzdolabı kapağı açılıyor ve alt kata inebiliyorsunuz. Ülkemizde de bunun taklidi bir mekan var biliyorsunuz. Pizzacıdan gece kulübüne giriş...Mekanda yer bulmak zor, rezervasyon yapılmıyor ve kapıda yer açılmasını bekliyorsunuz. Biz şanslıyız Gökçe sağolsun önce giderek 4 kişilik masayı kapmış. 


Mekan çok popüler ama içerisi son derece casual... Havasını veren de zaten bu. Duvarda Commodore 64'den tutun eski objelere kadar her şey var. Masalar sıkış sıkış değil oldukça geniş ve rahat şekilde dağıtılmış. Yani bizdeki gibi dışarıda kuyruk var 2 masa daha atalım düşüncesi yok. Masaya oturunca hemen sıkma portakal suyu geliyor ve tadı süper. Sipariş vermek için bayağı seçeneğiniz var. Ben uzun zamandır merak ettiğim English Breakfast için Full Monty seçiyorum. Tabağımdaki klasik İngiliz Kahvaltısında iki yumurta, sosis, bacon, fasulye, patates, sote mantar, black pudding, ızgara domates ve kızarmış ekmek yer alıyor. Genelde ülkemizden gidenler bu kahvaltıya dudak büker ama ben bayıldım. Black Pudding biraz değişik geldi bitiremedim ama onun dışında tabak boşaldı. 

Çay seviyorsanız İngiltere sizin için cennet. Biz Early Grey istedik ve bayıldık. Ben bunu yerken masada değişik tercihler vardı. Ebru avokadolu tost istedi, porsiyonu biraz ufak geldi ama tadını beğendi. Gökçe her zaman yediği Eggs Benedict istedi ben de çok beğendim. Gerçi o daha güzel olabilirdi dedi ama mutfakta bu kadar başarılı olan bir adama yemek beğendirmek zordur. Şebnem klasik çırpılmış yumurta ve kızarmış ekmekle tereyağı ile yetindi. Gelenler özenle hazırlanmış ve iyi malzeme kullanılmıştı. 

İçerisi tıklım tıklım olmasına rağmen servis aksamadı. İngilizler krep çok seviyorlar ve hem tatlı hem de tuzlu ile yiyebiliyorlar. Krep denemeye yerimiz kalmadı ama etraftaki masalarda çok çekici krepler gördük. Son derece rahat bir ortamda fonda harika müziklerle bir kahvaltı için ideal bir yer olduğunu söyleyebilirim. İsterseniz öğleden sonra ya da akşam bir içki için de uğrayabilirsiniz. Yeri de çok merkezi, Liverpool Station yürüme mesafesinde. Çıkınca hava güzelse hemen arka tarafta kurulan pazara uğrayabilir ya da biraz yürüyerek konteynırlardan oluşturulan Boxpark'ı ziyaret edebilirsiniz. 

Burada yediklerimizi anlattım kahve faslından sonra gelen hesap 60 Paund oldu. Yani çok abartmadan kişi başı 15 paund ödedik. Londra'daki fiyatı TL'ye çevirip ülkemizde serpme kahvaltı daha ucuz diyecekseniz bu yazıyı hiç okumamış olmanızı tercih ederim. Ben genel olarak beğendim. Bir daha gidersem mutlaka krep ile kahvaltı yaparım. Menüyü yakından incelemek isterseniz Zomato'nun sayfasına bakabilirsiniz. 

https://www.zomato.com/tr/london/the-breakfast-club-hoxton/menu#tabtop 

OXO TOWER BRASSERİE - LONDRA

3 yıllık aradan sonra 5 günlüğüne tekrar Londra'da arkadaşlarımız Şebnem ve Gökçe'de misafir olduk. İlk gittiğimizde tarihi ve turistik gezi yaptığımız için bu seyahati daha çok alışveriş ve yemek üzerine kurguladık. Gündüz ayrı gece ayrı mekanlarda yeme şansı bulduk ve ben bunlardan beğendiklerimi sizinle paylaşacağım. Gittiğimiz gün 25 Aralıktı ve o gün metro bile çalışmıyordu. Christmas yemeği için herkes evinde olunca biz de evde diğer arkadaşlarımızın da katılmasıyla Gökçe'nin harika menüsünü tatma fırsatını bulduk. Özellikle somon ve maydanoz salatasına bayıldım. Boxing Day telaşını da atlattıktan sonra önceden rezervasyon yaptıkları restorana yani OXO Towers'a gittik. Burası Thames nehri kıyısında Ulusal Tiyatro binasının yanında bir gökdelenin en üst katı. Tüm Londra manzarasına hakim mekan çok güzel. 



Oxo Tower binasında sanat galerileri ve ofisler bulunuyor. Üst kata çıkınca restoran iki bölüme ayrılmış. Terası yazın eminim çok güzel oluyordur ama bizim masamız cam kenarında olunca güzel manzaranın tadını doyasıya çıkardık. Küba müziği yapan bir grup yemeğe eşlik etti. Tüm restoran doluydu ama servis hiç aksamadı. Gelelim yemeklere... Başlangıç olarak Gökçe sebze çorbası söyledi, ben de tadına baktım gerçekten harikaydı. Biz parmesanlı roka salatası ve kalamar ile başlamayı tercih ettik. Servisler sanatsal olarak düşünülmüştü ve tadı çok güzeldi. Bu arada yemekleri beklerken getirilen tereyağı uzun zamandır ülkemizde arayıp bulamadığım kadar lezzetliydi. 



Bir restoranda yemeklerin güzel olmasında kullanılan malzemenin payı büyük. Burada hemen anlıyorsunuz ki standart olarak kaliteli malzeme bulunabiliyor. Kalamarın soslarına bayıldım. Kendi adlarını taşıyan 13 numaralı beyaz şarap masada büyük beğeni topladı. Ben adını daha önce duymadığım Hammerton Stout içtim. Kokteylleri ise gerçekten güzel gözüküyordu. İngiltere'de her gittiğimiz pub ya da restoranda çok güzel kokteyl hazırladıklarını gördük. Bir de Martini'nin Rose Şampanyasına bayıldık. 



Ana yemeklerde ise ben ve Şebnem 300 gramlık Ribeye isterken Ebru çipura Gökçe ise diğer bir eti tercih etti. Ribeye Steak etin en güzel yeri olarak da bilinir. Dana pirzolanın kemikten ayrılmış şekli olarak da tarif edebiliriz. Antrikot olarak da bilinir ama biraz yağlı kısmı olursa daha lezzetli olur. Burada hazırlanan Ribeye Steak sosla birlikte muhteşem bir tat kazanmıştı. Genelde ızgarada yemeye alıştığımız bu et sotelenmiş soğan ve sosla birlikte yumuşacık olmuştu. Çipuranın da tadına baktım gerçekten harikaydı. içi sulu dışı çıtır gibi ve sunumu harikaydı. İngilizler deniz tarağı çok seviyorlar. OXO Tower'da deniz tarağı da çok güzel gözüküyordu. Yemekler iyi bir şefin elinden çıktığı için kusur bulamadık. 



Burası nezih bir akşam yemeği için ideal bir mekan ama akşamüstü içkisi ve atıştırmalıklar için de uğranabilir. Biz kahve ve tatlı kısmını başka yerde yapacağımız için bunları tatmadık ama eminim tatlıları da güzeldir. Fiyatlara gelince çok ucuz değil ama ülkemizde benzer kalitede restoranlarla karşılaştırınca normal. İngiltere'de çoğu restoranda servisi hesaba ekliyorlar yani ekstradan bahşiş vermenize gerek yok. Biz 4 kişi 191 paund ödedik. Londra'da panoramik manzara ve süper lezzet arıyorsanız tavsiye ederim. Önceden rezervasyon yapmak şart unutmayın.


Menüyü incelemek için Zomato: 

https://www.zomato.com/tr/london/oxo-tower-restaurant-south-bank/menu

Oxo Wharf Barge House Street, South Bank, London SE1 9PH


Tel: +44 20 7803 3888

ÇINARALTI UYKULUK - SÜTLÜCE

İstanbul'da uykuluk yemek için gidilecek ilk adres her zaman Sütlüce olmuştur. Eskiden burada mezbaha olduğundan en taze sakatat ürünleri de yakındaki dükkanlara dağıtılırmış. O günlerde kurulan pek çok işletme bugün de başta uykuluk olmak üzere sakatat satmaya devam ediyor. Bu bölgede akşam karanlığı çökünce uykuluk yemek isterseniz öncelikle yol kenarındaki seyyar arabaları tavsiye ederim. Hemen alıp devam etmek için ideal ama oturmak hatta yanına iki kadeh içmek isterseniz size önereceğim yer Çınaraltı Uykuluk olacak. İçerisi ferah sayılmaz ama düzenli. Servis elemanları işini biliyor ve hızlı bir şekilde masanızı donatıyor. 



Uykuluk öyle herkesin seveceği bir lezzet değil ama seven de kolay kolay vazgeçemez. Yağ olayından dolayı sık yemek doğru değil ama arada güzel oluyor bu meret... Çınaraltı'na gidip uykuluk yemek istemeyenlere mezeler, köfte ve tavuk da servis ediliyor. Masaya oturunca piyaz ya da ufak bir salata hemen geliyor. Çınaraltı uykuluğu hakkını vererek hazırlıyor ve tam sevdiğim gibi servis ediyor. Mezeler her meyhanede hazırlanan seviyede. Özel bir meze öneremiyorum ama hepsi güzel gözüküyor. Ben buraya sadece uykuluk için gittiğim için meze kısmını kısa geçiyorum. Uykuluk henüz sütten kesilmemiş kuzu ve dananın gerdan, yürek, ciğer ya da bağırsak gibi yerlerinden çıkar ve bir hayvanda ortalama 80-100 gram kadar bulunur. Gerdan uykulukunun lezzeti iyidir, yürek uykuluğunun tadı kalkan balığına benzer ve tadı biraz daha iyidir, ciğer uykuluğu sinirli olur. En lezzetlisi bağırsaktan çıkan fındık uykuluktur. Fındık uykuluk sadece küçükbaş hayvanlarda bulunur.


Bu lezzete dur demek mümkün değil. Ama Çınaraltı uykuluğu değişik çeşitlerde yapıyor. Buranın özelliği de bu. Benim favorim sacda hazırlanan uykuluk. Saç Kavurma gibi pişirilen bu lezzet domates ve biberle beraber hazırlanıyor. Bana sorarsanız soğanı biraz daha bol tutabilirler daha lezzetli olur. Ayrıca Güveçte Uykuluk çok farklı bir tat yaratmış. Bunu da denemelisiniz. Bu arayışlara "hayır" diyenlerdenseniz klasik uykuluk sipariş edin. Ayrıca sevenler için beyin salatası da gayet başarılı.



Lezzetli bir uykuluk yemek istiyorsanız tavsiyem özellikle mart, nisan ve mayıs aylarında yemeniz. Nedeni; büyükbaş ve küçükbaş hayvanların doğurma aylarıdır. Kuzu ya da Dana sütten kesilmeden önce uykuluk bölümleri alınması gerekir yoksa Sütten kesildikten sonra uykuluk bölümleri giderek küçülerek ete dönüşür ve yok olur.İster içkili ister içkisiz burada uykuluk yenir. Güzel bir sofra ve Haliç manzarası eşliğinde sohbet daha ne olsun. 



Tatlı için seçenekler fazla. Fırında sütlaç ve künefe tavsiye edebilirim. Fiyatlar uygun eğer sakatat seviyorsanız mutlaka deneyin derim. Otoparkı var, yazın dışarı atılan masalarda açık havada da keyif yapabilirsiniz. 


Adres: Sütlüce Mahallesi,  İmrahor Caddesi No:72, Halıcıoğlu – İstanbul
Telefon: (0212) 210 35 14