EGE LOKANTASI - ALTINOVA-AYVALIK

40 yıldır gittiğim Altınova sahili benim için en güzel tatil noktalarından birisi. Burada daimi dostlar ve sakin bir ortamda tatil yapmak harika. Altınova'da sahilden köyün içine indiğiniz zaman önceleri yemek yiyebileceğiniz bir alternatif olmadığını düşünürdük. Ama uzun yıllar sonra keşfedilen bu lokanta ile bu yargımız değişti. Öyle ki öğlen yemeklerinde deniz kenarından ayrılıp köye inmeye üşenmemeye başladık. İnanın bir işi severek yapan her zaman başarılı oluyor, ustaların ustası Yurdaer Usta'nın yemekleri yıllardır aynı kalitede ve bu çizgiyi tutturmak bile başlı başına bir mesele. Tabelasında da yazdığı gibi 70 yıllık bir yerden söz ediyoruz. Burası Altınova'nın girişinde tam bir esnaf lokantası. Eski bir Rum evini lokantaya çevirmişler ve içinde sadece 6-7 masa yer alıyor. 


Basit ama temiz mekanda duvarlar eski Altınova ve Ayvalık resimleriyle süslenmiş. Pırıl pırıl lokantada yemekler Ege usülü yani zeytinyağı kullanarak pişiriliyor. Çorbalara özellikle dikkat çekmek gerekiyor. Benim gibi gerçek bir çorba düşkünü iseniz burası tam size göre. Ev yapımı çorbalar arasında tercih yapmakta zorlanabilirsiniz ama hepsi lezzetli... Çorba servisi sabah 07.00'de başlıyor ve müdavimleri paça,işkembe,mercimek,beyin ve tavuksuyu çorbalarından hangileri varsa kısa sürede bitiriyor. Öğlen servisinde çoğu zaman çorba kalmıyor. 


Günlük olarak çıkan mönüde keyfinize göre etli ya da sebzeli bir yemek mutlaka bulabilirsiniz ama etle çok arası olmayan Ebru'nun bile bayıldığı ve özellikle yemek için gittiği dana rosto inanılmaz. Etlerin yumuşaklığı bir yana o kadar kararında pişirilmiş ki yerken ağızda dağılıyor. Dana tas kebabı, ekşili köfte ya da karnıyarık varsa sakın kaçırmayın. Ayrıca pilavı da nefis. Kurufasulye sevenler için de hergün bulunuyor. Ben belki de hayatımda yediğim en güzel karnıyarığı Yurdaer Usta'nın elinden yedim. Menüyü "gizli" tutan usta şeflere bile bir gün önceden ser veriyor sır vermiyor. 


Ege Lokantasında sulu yemekleri tercih ederim ama o gün menüde ciğer varsa herşeyi bir kenara bırakarak ciğer isterim. Arnavut Ciğeri sinirinden ayrılmış ve çok lezzetli. Yanında verilen soğanı biraz sumak ile öldürseler ve acılığı gitse daha güzel olacak. Ayrıca yine müdavimi bol olan köftesi de harika. Evde annemizin yaptığı köfte lezzetinde. Yemeğin üstüne tatlı için iki seçeneğiniz var. Kemalpaşa tatlısı ve sakızlı muhallebi. Ben sakızlı muhallebinin tarafındayım, çok hafif ve tam bir yaz tatlısı. 


Servis yapanlar çok kibar ve hızlı. İşlerini iyi biliyor ve yemekleri çok iyi anlatarak sizi doğru yönlendiriyorlar. Bu çok önemli bir ayrıntı, anlı şanlı pekçok "pahalı" restorandaki servis elemanlarında bu özellik maalesef yok. Mesela kuzu yemeyen Ebru'nun bu hassasiyetini adeta gözünden anlayan şefimiz Gürsel Bey onu Dana Rostoyu tavsiye etti. Tamam çok yol üstü bir yer değil ama yolunuz düşerse Altınova'da mutlaka Ege Lokantasında bir şeyler yiyin. Yurdaer Ustaya benden bir selam söyleyin memnun kalırsanız da takdirinizi bizzat ustanın kendisine iletin. Usta ile yaptığımız bir sohbette kendisi için en büyük motivasyonun bu beğeniler olduğunu söylemişti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder